Böbrek Hastaları İçin Yemek Tarifleri

Yenibaharlı Taze fasulye

August 23, 2017

1/10
Please reload

KONU 38: METABOLİK VE ENDOKRİN PROBLEMLER

August 1, 2017

Hemodiyaliz hastalarında metabolik-endokrin sistemlerde de çeşitli bozukluklar meydana gelir ve bu etkilerin diyaliz hekimlerince bilinmesi gereklidir. Bu konuda, hemodiyaliz hastalarında karşılaşılan metabolik ve endokrin problemler tartışılacaktır.


KARBONHİDRAT METABOLİZMASI

Plazma glukagonunun yüksek olması, pankreastan insülin salgılanmasının bozulması, mevcut insülinin kendi reseptörlerine yeterince bağlanamaması ve postreseptör düzeyde insülin direnci olması nondiyabetik üremik hastalarda glukoz intoleransına yol açmaktadır. Böbreklerin insülini metabolize edememeleri sonucu meydana gelen hiperinsülinemi ise bu hastaların açlık kan şekerlerinin normal sınırlarda tutulmasını sağlamaktadır.

Böbrek yetmezliği gelişen diyabetik hastaların insülin ihtiyacı azalmaktadır. Bunun iki önemli nedeni vardır: böbrek yetmezliği ilerledikçe insülin yıkımının azalması ve hastaların günlük protein ve kalori alımlarının azalması. Bu hastalarda, diyaliz tedavisi başlandığı zaman, günlük insülin ihtiyaçları tekrar artmaktadır. Diyabetin diğer kronik komplikasyonlarının mevcut olması, hastaların öğün aralıklarının diyaliz esnasında değişmesi ve diyalizatların dekstroz içermesi gibi sebepler diyabetik hastalarda diyaliz esnasındaki kan şekeri kontrolünü güçleştirmektedir. Bu güçlük göz önüne alındığında kabul edilebilir açlık ve tokluk kan şekeri düzeylerinin, diyaliz uygulanmayan diyabetik hastalardan biraz daha yüksek tutulması önerilmektedir. Etkili glukoz kontrolu sağlamak için, hastanın diyaliz programına göre insülin dozunun ayarlanması büyük önem kazanmaktadır.


BÜYÜME HORMONU

Kronik böbrek yetmezliğinde, hem hormon yıkımının azalması hem de salınımındaki artış nedeni ile açlık bazal büyüme hormonu düzeyi yüksektir. Glukoz infüzyonunun, büyüme hormonu üzerine baskılayıcı etkisi ortadan kalkmıştır. Arginin gibi uyarıcı ajanlar, abartılı büyüme hormonu sekresyonuna neden olurlar.

Büyüme hormonu, dokulardaki etkisini insülin-benzeri büyüme faktörleri (insulin-like growth factors) aracılığı ile yapmaktadır. Radyoimmünoassay (RIA) metodu kullanıldığı zaman, kronik böbrek yetmezlikli hastalarda IGF düzeyi yüksek bulunmuştur. IGF'lerinin glomerüler filtrasyon değerini arttırdığı, geriye kalan nefronun fonksiyonunu regüle ettiği düşünülmektedir.

Üremik erişkinlerde olduğu gibi, üremik çocuklarda da büyüme hormonu yüksekliğinin klinik etkisi görülmez. Hatta, çocukların büyümesi de bozulmuştur. Rekombinant insan büyüme hormonu tedavisi anabolik etkiye bağlı olarak, çocukların vücut ağırlığını ve kas kitlesini artırır, fakat kemik yaşı matürasyonunu (olgunlaştırmasını) hızlandıramaz.


HİPOTALOMO-HİPOFİZER-GONADAL AKS

Erkek üremik hastalar çok sık olarak jinekomastiden, libido azalmasından, yeterli ereksiyon olmamasından ve impotans'tan yakınırlar (Bakınız Konu 46).

Seksüel aktivite bozukluğuna ilaveten fertilitede de azalma vardır veya hastalar tamamen infertildir. Üremik hastaların bazal plazma total ve serbest testosteron düzeyleri, belirgin olarak düşüktür. Bazal plazma LH düzeyi, normal