Böbrek Hastaları İçin Yemek Tarifleri

Yenibaharlı Taze fasulye

August 23, 2017

1/10
Please reload

KONU 56: CRUSH SENDROMU VE MARMARA DEPREMİ'NİN ÖĞRETTİKLERİ

August 1, 2017

Crush kelime anlamı olarak ezilme, sıkışma veya travmaya uğrama demektir. Crush hasarı sadece travmayı anlattığı halde, Crush sendromu terimi ile söz konusu travmanın yol açtığı rabdomiyolize bağlı olarak cerrahi ve medikal zeminde gelişen pek çok belirti ve bulgu (örneğin; hipovolemik şok, akut böbrek yetersizliği, hiperpotasemi, kalp yetersizliği, solunum yetersizliği, infeksiyonlar vb.) içeren bir tablo kastedilir. Bütün yaralanmaların % 2 ile % 5'inde crush sendromu görülür.

Crush sendromu tipik olarak savaşlar sırasında, madenlerdeki göçüklerde, endüstri ve trafik kazalarında ortaya çıkar, ancak en sık olarak depremler sırasında bu tablo ile karşılaşılır. Bir gözleme göre, herhangi bir sebebe bağlı olarak bir binanın total kollapsında binada bulunanların % 80'i hemen ölür; yaşayanların da % 40'ında crush sendromu gelişir. Ancak, tüm crush sendromlu hastalarda akut böbrek yetersizliği gelişmez; olguların ancak 1/3'ünde akut böbrek yetmezliği gelişir; bu durumda morbidite ve mortalite % 40'lara çıkabilir.

Crush sendromunun en önemli komponenti akut böbrek yetersizliğidir. Söz konusu tablo 17 Ağustos, 1999 Marmara depremi sonrasında ülkemiz tıp gündemine, bir daha çıkmamak üzere, yerleşmiştir. Merkezi Gölcük olan 7.4 şiddetindeki bu deprem Cumhuriyet tarihimizin en ağır felaketlerinden biridir ve Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi rakamlarına göre 17,480 kişinin ölümüne ve 43,953 kişinin de yaralanmasına yol açmıştır. Ayrıca, bu deprem sonrasında ortaya çıkan böbrek yetersizliği "epidemisi" tıp tarihi boyunca dökümante edilen en büyük nefrolojik felaket olma özelliğini kazanmış ve bu felaket sonrasında Türkiye'nin bir "depremler ülkesi" olduğu gerçeğinin farkına varılmıştır.


Marmara Depreminin Sonuçları

Marmara depremi sonrasında crush sendromlu hastaları tedavi eden 35 referans hastanesine yatırılan toplam 5302 hastanın 639'unda (348 erkek, 291 kadın, ortalama yaş 31±14) akut renal sorunlar saptandı; bunların 477'sinde (% 74.6) diyaliz desteğine gereksinim duyuldu. İlk hafta sonuna kadar tüm hastaların % 93.2'si referans hastanelerine başvurmuştu. Hastaların epidemiyolojik analizinde ilginç olarak dokuz yaşın altında ve 60 yaşın üzerinde olanların oranı yerli nüfusa göre anlamlı şekilde daha azdı. Söz konusu bulgu yaşlı kimselerin deprem sırasındaki mortalitelerinin daha yüksek olması ve çocukların göcük altındaki küçük aralıklarda daha iyi korunabildikleri varsayımı ile açıklandı. Göçük altında geçen ortalama süre 12 ± 14 (0.5 - 135) saatti; bu süre ölen ve yaşayan grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı halde, diyaliz ihtiyacı gösteren hastalar göçük altında anlamlı olarak daha kısa kalmışlardı. Bu bulgu ancak daha hafif yaralı olan ve hastaneye kadar hayatta kalma şansı bulan hastaların serimizde temsil edilebilme şansı bulduğu şeklinde yorumlandı; ağır yaralı depremzedeler göçük altında hızla öldüğü için hastanelere canlı olarak getirilememişlerdi. En fazla hasta Gö