Böbrek Hastaları İçin Yemek Tarifleri

KONU 47: AKUT BÖBREK YETMEZLİĞİNDE DİYALİZ TEDAVİSİ

Akut böbrek yetmezliği (ABY) gelişen hastalarda sıvı, elektrolit, asit-baz ve nitrojen dengesi konservatif (destekleyici, conservative) yöntemlerle sağlanamadığı zaman renal replasman tedavisine (renal replacement therapy) başlanmalıdır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan 3 önemli renal replasman tedavisi vardır;

1.İntermitan (intermittent, aralıklı) hemodiyaliz (HD), 2.Periton diyalizi (PD), 3.Sürekli arteriyovenöz hemofiltrasyon (SAVH).

Diyaliz yönteminin seçiminde hastanın durumu (aşırı sıvı yüklenmesi, hiperkatabolik durum ve kardiyovasküler dengesizlik gibi), eşlik eden diğer hastalıkların (solunum sıkıntısı, kanama eğilimi ve major cerrahi girişim gibi) varlığı, besin alımı ve rezidüel (residual, kalan) böbrek fonksiyonu gibi tıbbi faktörler ile merkezin teknik olanakları ve personel durumu da göz önünde bulundurulur.

Klasik intermitan HD, hemodinamik olarak stabil (dengeli, stable) hastalarda en uygun diyaliz yöntemidir; tampon madde olarak bikarbonat kullanılmalıdır.

Kanama eğilimi olan ve damar yolu sağlanamayan olgularda, PD tercih edilir. Günümüzde antikoagülasyon uygulanmadan da HD tedavisi yapmak mümkündür (Bakınız Konu 12). Hemodinamisi stabil olmayan ve/veya aşırı sıvı yüklenmesi olan hastalarda ise SAVH en iyi tedavi şeklidir. Çeşitli durumlarda seçilecek diyaliz yöntemlerinin avantaj ve dezavantajları Tablo 1'de özetlenmiştir.

DİYALİZE BAŞLAMA ENDİKASYONLARI

Hiperkalemi

Kardiyotoksik düzeylerdeki hiperkalemide tedaviye ilk önce ilaçlarla başlanır. Kalsiyum, hiperkaleminin miyokard hücre membranındaki etkisini antagonize ederek, bikarbonat ve insülin-glukoz kombinasyonu ise potasyumu hücre içine kaydırarak elektrokardiyografik anormalliklerde geçici düzelme sağlar. Vücuttan potasyum eliminasyonu ise iyon değiştiren reçine (Kayekselat oral veya lavman şeklinde) verilerek veya diyalize başlanarak sağlanır. Serum potasyumu 7 mEq/L'nin üzerindeki hiperkalemilerde acil diyaliz endikasyonu vardır. En hızlı potasyum eliminasyonunu sağlayan diyaliz yöntemi, HD'dir; HD tedavisi ile potasyum klirens hızı dakikada 100-200 ml'dir. Periton diyalizi ve SAVH ile potasyumun eliminasyon hızı 20 ml/dak'yı geçmez.

Sıvı Yüklenmesi (Hipervolemi)

Aşırı sıvı yüklenmesi diyalize başlamanın en önemli endikasyonlarından birisidir. Akciğer konjesyonu ve periferik ödem volüm artışının klinik göstergeleridir. Hemodinamik olarak stabil hastalarda intermitan HD en hızlı ultrafiltrasyonu sağlar; saatte 1-2 litre sıvı kolaylıkla uzaklaştırılır.

Hemodinamisi stabil olmayan hastalarda ise sürekli hemofiltrasyon daha uygundur; bu tedavi ile daha uzun sürede çok daha yavaş hızlarda sıvı çekilebilmektedir. Periton diyalizi ile günde 2-3 litre sıvı sorunsuz olarak çekilebilir. Aşırı sıvı yüklenmelerinde en iyi tedavi SAVH'dir. Ultrafiltrasyon izoozmotik olduğu için çok iyi tolere edilir.

Asidoz

Üremik asidoz, nadiren 50-100 mmol'u aşan hidrojen iyon yükü ile birliktedir. Renal replasman tedavileri ile kolayca tedavi edilebilir. Hiperkatabolik durumlarda asidoz daha ciddi düzeydedir. Oligürik hastalarda sodyum bikarbonat verilmesi hipervolemi riski taşır. ABY olan hastalarda, plazma pH'sı 7.2'nin, bikarbonat düzeyi 15 mmol/L'nin altına düştüğü zaman diyalize başlanmalıdır.

Hemodiyaliz, üremik asidozu en hızlı düzelten yöntem olmakla beraber, diyaliz disequilibrium (dengesizlik) sendromuna yol açabilir. Sıklıkla asidoza hiperkalemi eşlik etmekle birlikte diyalizat en az 2 mmol/L potasyum içermelidir. Çünkü asidozun düzelmesi ile birlikte serum potasyumunda da önemli azalma olmaktadır.

Üremik Sendrom

ABY'nde kanda biriken nitrojenli artık maddeler, toksik etkileri ile çeşitli klinik belirti ve bulgulara yol açarlar. Gastrointestinal (iştahsızlık, bulantı, kusma), nörolojik (bilinç bulanıklığı, koma, nöromüsküler irritabilite, tremor, konvülsiyon), kardiyovasküler (perikardit), hematolojik (kanama eğilimi gibi) ve diğer üremik belirti ve bulgular ortaya çıkınca diyaliz tedavisine başlanmalıdır.

Asemptomatik hastalarda seri biyokimyasal ölçümlerde, hızla artan azotemi diyalize başlamayı gerektirir. Klinik çalışma ve deneyimlere göre, BUN (blood urea nitrogen, kan üre azotu) 100-120 mg/dl, serum kreatinin düzeyi 10 mg/dl'yi aştığı zaman diyaliz tedavisine başlanmalıdır. Bazı yazarlar, azotemi düzeyi yukarıdaki düzeylere ulaşmadan önce profilaktik olarak yoğun (günlük) diyaliz uygulayarak mortaliteyi azalttıklarını ileri sürmüşlerdir. Ancak, bu görüş henüz kanıtlanmamıştır. BUN düzeyini 100 mg/dl'nin altında tutacak şekilde planlanan gün aşırı HD tedavisi en uygun yaklaşım olarak kabul edilmektedir.

Katabolizmanın durumuna göre günlük diyaliz tedavisi planlanabilir.

Diğer Nedenler

Akut böbrek yetmezliğinde hiperkalsemi, hiperürisemi, hiperfosfatemi, metabolik alkaloz, hiponatremi ve yüksek doz ilaç alımı ve zehirlenmeler nedeni ile de diyaliz tedavisi yapmak gerekebilir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Hemodiyaliz

İntermitan hemodiyaliz, ABY için en sık uygulanan renal replasman tedavisidir. Hemodiyaliz tedavi istemi, nitrojenli artık madde oluşum hızına ve sıvı yüklenmesinin tolere edilmesine göre büyük değişkenlik gösterir. Oligoanürik hastada genellikle haftada 3 seans 4 saat HD tedavisi yeterli düzeyde replasman sağlar. Önemli düzeyde rezidüel böbrek fonksiyonları olan hastalarda (non-oligürik hastalarda olduğu gibi) haftalık HD seans sayısı daha az olabilir.

Tersine, ağır hiperkatabolizması olan veya aşırı sıvı yüklenmesini tolere edemeyenlerde hergün HD gerekebilir.

Damara ulaşım: Etkin HD için 200-300 ml/dak'lık kan akımı gereklidir.

Akut durumlarda geniş çaplı bir damara ulaşım için iki yöntem vardır; 1. Femoral, subklaviyan veya internal juguler venin çift lümenli kateter ile perkütan kanülasyonu ve 2.Cerrahi olarak Scribner şantının yerleştirilmesi.

Vasküler girişim yolunun sağlanması için ilgili konuya bakınız (Konu 7).

Antikoagülasyon: Antikoagülasyon gereksinimi HD tedavisinin en önemli dezavantajlarından birisidir. Kanama riskini azaltmak için bazı yöntemler önerilmiştir. Yöntemlerden birisi olan regional (bölgesel) heparinizasyon, filtre sonrası protamin infüzyonu ile devamlı nötralizasyon sağlar. Koagülasyon durumunun yatak başı izlemi ile birlikte düşük doz heparizasyon (saatte kg başına 10-20 U) kanama kontrolu açısından regional heparinizasyondan daha üstündür. Düşük molekül ağırlıklı heparinin trombositler üzerine etkisi daha azdır. Ancak, yarılanma süresi daha uzun olup (yaklaşık 18 saat) protaminle nötralize edilemez. Diğer iki antikoagülasyon yöntemi de sitrat ve prostasiklin kullanımıdır. Kanama riski yüksek veya aktif kanaması olan hastalarda antikoagülasyonsuz hemodiyaliz yapılmalıdır (Bakınız Konu 12).

Diyalizer: Sentetik membranların yüksek ultrafiltrasyon katsayısı, yüksek solüt klirensi ve daha biyouyumlu olmaları gibi avantajları vardır. Selülozik membranlarla yapılan diyalizlerde ABY'nin iyileşmesinin geciktiği ifade edilmektedir.

Diyalizat: Diyaliz solüsyonunun bileşimi, her hastaya göre ayarlanmalıdır.

Kronik olgularda kullanılan diyalizatlar, akut hastalar için uygun değildir. Sodyum konsantrasyonu biraz daha yüksek (yaklaşık 140 mEq/L) olmalıdır. Hiperkatabolik hastalarda potasyum konsantrasyonu normalin altında tutulur. Digital kullanan hastalarda potasyumun hızla düşmesinin toksisiteye yol açabileceği unutulmamalıdır. Asidozu belirgin olan hastalarda, HD ile asidozun hızla düzeltilmesi hücre içine potasyum kaymasına neden olarak fatal (ölümcül) hipokalemiye yol açabilir. Diyalizatın kalsiyum ve magnezyum düzeyleri normal plazma düzeyine yakın olmalıdır. Akut diyalizde alkalinizan madde olarak, asetat yerine bikarbonatlı diyalizat kullanılmalıdır.

Komplikasyonlar: Diyaliz esnasında (intradialytic, intradiyalitik) en sık görülen komplikasyon hipotansiyondur. Diğer komplikasyonlar arasında aritmi, hipoksemi, kanama, hava embolisi, pirojenik reaksiyonlar ve diyaliz disequilibrium sendromu vardır. Diyaliz esnasında görülen komplikasyonlar için ilgili konuya bakınız (Konu 9).

Periton Diyalizi

Periton diyaliz, vasküler giriş sorunu olan, hemodinamik durumu bozuk ve antikoagülasyonun tehlikeli olduğu ABY olgularında, en iyi renal replasman tedavi yöntemidir. Buna karşılık, yakın geçmişte cerrahi girişim geçirenler PD için uygun aday değildir. Daha önce geçirilen karın operasyonu karındaki yapışıklıklar nedeniyle diyalizatın karındaki dağılımını sınırlandırarak ultrafiltrasyonu ve solüt eliminasyonunu azaltır. Dezavantajları ise önemli protein kaybı, peritonit riski, hidrotoraks, hiperglisemi ve elektrolit anormallikleri, diyafragmayı yükselterek solunum sıkıntısına neden olması ve hastayı immobilize etmesidir. Solüt eliminasyonu diyalizatın volümüne ve karında kalış süresine (dwell time) bağlıdır. Yoğun PD'nde her saat 2 litrelik solüsyonlarla değişimler yapılır. Bu yöntemin bir günlük üre klirensi, 24 litredir.

Daha hafif olan akut PD, SAPD'ye (Sürekli ayaktan periton diyalizi, continuous ambulatory peritoneal dialysis) benzer. Her 4-6 saatte bir 2 litrelik değişimler yapılır. Günde 4 kez yapılan 2 litrelik değişimlerle günde 8 litrelik üre klirensi elde edilir. Peritonit diyalizat ile serum arasındaki dengelenme sürecini hızlandırır. Bu nedenle, hızlı değişim yapılan olgularda solüt klirensi artar. Sıvı eliminasyonu diyalizatın glukoz konsantrasyonuna ve diyalizatın karında kalış süresine bağımlıdır. % 1.5'luk dekstroz içeren 2 litrelik diyaliz solüsyonları ile saatte 100-200 ml sıvı uzaklaştırılır. % 4.25'lik diyalizat ile saate 500 ml kadar su elimine edilir. Karında bekleme zamanı uzadıkça glukoz emiliminin artmasına bağlı olarak suyun uzaklaştırılmasından sorumlu olan ozmotik güç azalır. Peritonit, diyalizattaki glukozun emilimini arttırarak ultrafiltrasyonu belirgin şekilde azaltır.

Sürekli Arteriyovenöz Hemofiltrasyon

Sürekli arteriyovenöz hemofiltrasyon ve benzeri yöntemler yoğun bakım ünitelerinde oluşan böbrek yetmezliklerinin tedavisinde giderek daha sık uygulanmaktadır (Bakınız Konu 15). Sıvı uzaklaştırılmasında çok etkili olmakla beraber, solüt klirensi iyi değildir. Hiperalimantasyon ve/veya çeşiti amaçlarla fazla sıvı verilmesi gereken oligoanürik hastalarda seçkin tedavi haline gelmiştir.

Önemli dezavantajları sürekli antikoagülasyon, arteriyel yola gereksinim duyulması ve hastanın yatağa bağlı kalmasıdır.

KAYNAKLAR 1.Owen WF Jr, Lazarus JM. Dialytic management of acute renal failure. Acute Renal Failure. Lazarus JM, Brenner BM (eds), Third edition, Churchill Livingston, New York 1993: 487-525. 2.Kaplan AA. Renal replacement therapy for acute renal failure. Current Therapy in Nephrology and Hypertension. Glassock RJ (ed), Third edition, Mosby-Year Book Inc, St. Louis 1992: 264-273. 3.Kjellstrand CM, Teehan BP. Acute renal failure. Replacement of Renal Function by Dialysis. Jacobs C, Kjellstrand CM, Koch KM, Winchester JFW (Eds), Fourth revised edition, Kluwer Academic Publishers, Dordrecht, 1996: 821-862.

Kategoriler
Öne Çıkanlar

Sevgili Gökmen Mutlu'nun yazdığı ve sizlerle paylaşmak istediği şiirler...

Sevgili Derya'nın sizler için seçtiği fıkralara bu bölümden ulaşabilirsiniz....

HOŞGELDİNİZ

Sitemiz sizleri hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek nakli hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.

Uzm.Dr.Ahmet Hamdi Erkal

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

​Bence sık olarak kullandığımız ancak çok kullanıldığı için çağrışım gücü azalmış bazı sözcüklerin anlamını zaman zaman durup derinliğine bir kez daha düşünmemiz gerekir. Bu sözcüklerden bir de "Bilgi Çağı" dır... DEVAMI

Prof.Dr Alper Demirbaş

Ülkemizde 2005 yılı sonu itibarıyla kırk bin civarında kronik böbrek hastası bulunduğu tahmin ediliyor.... DEVAMI

Please reload

© 2004 - 2017 by diyaliz.net