Böbrek Hastaları İçin Yemek Tarifleri

Yenibaharlı Taze fasulye

August 23, 2017

1/10
Please reload

KONU 19: BİYOUYUMLULUK

August 2, 2017

Hemodiyalizde biyoyumluluk (biocompatibility) kullanılan materyalin hastada önemli bir biyolojik ve klinik reaksiyona yol açmaması olarak tanımlanır. Günümüzde biyouyumlu kabul edilebilecek hemodiyaliz ürünü olmamakla beraber biyolojik uyumu nispeten yüksek materyaller üretilmiştir. 

Hemodiyalizde biyolojik uyumsuzluk diyalizer, kan setleri, sterilizasyon yöntemi, reuse (yeniden kullanım) işlemi ve diyalizat ile ilişkili faktörlerden kaynaklanabilir. Hemodiyaliz işlemi sırasında kan ile bu yabancı maddelerin teması sonucu kullanılan membranın özelliğine göre değişen derecelerde kompleman, kinin sistemleri ve kan elemanları aktive olur ve bazı reaksiyonlar ortaya çıkar.

KOMPLEMAN AKTİVASYONU

Özellikle alternatif yol aktive olur. Kemotaksis, enzim degranülasyonu, histamin, lökotrien ve interlökin salımı, süperoksit yapımı klinik olarak anafilaksi, pulmoner fonksiyon bozukluğu, hemodinamik değişiklikler, lökopeni ortaya çıkarabilir. Bu akut klinik etkiler genellikle çok şiddetli değildir. Kronik etkiler uzun süreli olup henüz kesin olarak belirlenememiştir.

KİNİN SİSTEMİ

Anjiotensin konverting enzim (ACE) inhibitörü alan hastalarda PAN membranlar kullanıldığında diyaliz işleminin ilk dakikaları içinde, anafilaktoid reaksiyon ortaya çıkabilmektedir (Bakınız Konu 10). PAN kallikrein-bradikin yolunu aktive etmekte, ACE inhibitörleri ise bradikininlerin yıkımında rol alan kininaz enzimini inhibe etmektedir ve yüksek bradikinin düzeyleri anafilaksiye yol açmaktadır. Reuse uygulanmış polysülfon ve sellüloz asetat membranlarla diyaliz uygulanan, ACE inhibitörü kullanan hastalarda da benzer reaksiyonlar bildirilmiştir.

KAN ELEMANLARI

Mast hücrelerinden histamin salınımı vasküler permeabilite artışına yol açar ve akut diyalizer reaksiyonlarına neden olur. Bazofillerden lökotrien salınımı düz kas kontraksiyonu sonucu pulmoner fonksiyon bozukluğu, periferik ödem ve hipoksemiye yol açar. Nötröfillerden salınan lökotrienler beta-2 mikroglobülin açığa çıkmasına, proteazlar doku hasarına, PAF trombosit aktivasyonu ve endotel hasarına yol açar. Trombositlerden salınan tromboksan ve prostaglandinler trombositopeni ve pıhtılaşmaya neden olur. Monosit ve makrofajlardan salınan interlökin-1 ateş, uyuklama, iştahsızlık, miyalji gibi semptomlara yol açabilir. Daha yüksek düzeylerdeki interlökin hipotansiyon, hızlı ateroskleroz, kemik ve eklem hastalığı, adale kaybı, hipoalbüminemi oluşturabilir.

BİYOUYUMLULUĞUN DİYALİZ TEDAVİSİNDE DİĞER ETKİLERİ

Biyouyumu yüksek diyaliz membranlarının kronik kullanımının beta-2 mikroglobülin artışı ve diyaliz amilodozu üzerine koruyucu etkileri bilinmektedir. Biyouyumu düşük membranların diyaliz hastalarında daha fazla protein yıkımına yol açtığı, lökosit fonksiyonları ve immüniteyi olumsuz etkileyerek infeksiyon sıklığını arttırdığı, rezidüel (residual, kalan) renal fonksiyonların daha hızlı bozulmasına neden olduğu ileri sürülmüştür. Akut böbrek yetmezliğinde biyouyumu yüksek membranların kullanımının böbrek fonksiyonlarında düzelme ve yaşama oranında artış sağladığı bildirilmiştir.

SONUÇ

Membran biyouyumluluğu ile akut semptomlar arasında ilişki ortaya atılmış olmakla birlikte günümüzde bu konuda tartışmalar vardır. Bazı çalışmalarda biyouyumlu membranların daha az akut etkiye neden olduğu ileri sürülürken di