Böbrek Hastaları İçin Yemek Tarifleri

Yenibaharlı Taze fasulye

August 23, 2017

1/10
Please reload

KONU 26: HİPERTANSİYON

August 2, 2017

Son dönem böbrek hastalığının etyolojisine bağlı olarak değişmekle birlikte, hemodiyaliz (HD) hastalarının % 80-90’ında sistemik hipertansiyon (HT) saptanmaktadır. Bu hasta grubunda morbidite ve mortaliteden birinci sırada sorumlu olan sebep kardiyovasküler olaylar ve buna yol açan en önemli etmen de HT olduğundan, HD hastalarında kan basıncı düzeylerinin yakın izlemi ve HT’un etkin bir şekilde tedavisi gerekmektedir.


HİPERTANSİYONUN ÖZELLİKLERİ

Hemodiyaliz hastalarında başlıca iki tip kan basıncı cevabı mevcuttur. Hastaların yaklaşık % 85’inde, diyalizle sıvı fazlası çekilerek gerçek kuru ağırlığa erişildiğinde kan basıncı normalleşir ve daha fazla sıvı çekilmesi ile hipotansiyon gelişir. Bu tip “volüme cevap veren kan basıncı” olarak tanımlanabilir. Geri kalan % 15’lik grupta ise normovolemik duruma karşın kan basıncı yüksekliği devam eder, daha fazla sıvı çekildiğinde kan basıncı daha da yükselebilir. Bu durum “volüm yanıtsız” veya “renine bağımlı HT” olarak tanımlanmaktadır. Bu grupta diyaliz sırasında ani hipotansiyon gelişebilir ve hafif düzeyde sıvı replasmanı ile kan basıncı genellikle hipertansif düzeylere yükselir.

Normotansif bireylerde ve primer hipertansiyonlu hastaların çoğunda saptanan gece saatlerinde kan basıncı düşüşü (diürnal varyasyon), HD hastalarında genellikle görülmemektedir. Aksine, 24 saatlik ayaktan kan basıncı izlemi ile bazı HD hastalarının kan basıncı düzeylerinin gece saatlerinde daha da yükseldiği saptanmıştır.


TEDAVİ

Hemodiyaliz hastalarında HT tedavisinde ilk ve en önemli adım HD yeterliliğinin sağlanması ve hastanın gerçek kuru ağırlığına erişilmesidir (Bakınız Konu 27). Kuru ağırlık saptanırken öyküde dispne, halsizlik, baş ağrısı, adele krampları; fizik muayenede kan basıncında pozisyonel (postural) değişiklikler, interdiyalitik (diyalizler arası) vücut ağırlığı değişiklikleri,ödem, boyun venöz dolgunluğu araştırılmalıdır. Eğer hastada bir sonraki diyaliz seansına doğru kan basıncı yükseliyorsa, bu hasta gerçek kuru ağırlığının üzerinde demektir. Bu durumda sıkı su ve tuz kısıtlaması ile birlikte, kullanılan antihipertansiflerin dozu azaltılmalı ve vücut ağırlığı haftalık 1-2 kg negatif sıvı dengesi sağlanacak şekilde bir kaç hafta içinde tedricen azaltılmalıdır. Bu aşamada eğer olanaklı ise diyaliz seanslarının süresinin uzatılması bu işlemin daha kolaylıkla gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Çünkü kısa süreli diyalizler sırasında fazla miktarda sıvı çekmeye çalışıldığında sıklıkla hipotansiyon gelişmekte, hastaya izotonik serum infüzyonu yapılması gerekmekte ve bu durum hastayı bir kısır döngüye sokmaktadır. Diğer yandan uzun süreli HD ile hipertansiyona yol açan bazı faktörlerin (asimetrik dimetil L-arginin vb.) daha fazla klirensleri de söz konusu olabilir.

Tedavide hedef, sistolik kan basıncının 140 mmHg’nın altında, diyastolik kan basıncının 75-85 mmHg dolayında tutulması olmalıdır. Bu açıdan, özellikle ciddi HT’u olan tedaviye dirençli hastalarda, kan basıncının uzun süreli seyrini inceleme olanağı sağlayan ve HT’un hedef organ hasarı ile, HD seansı öncesi ve sonrası yapılan ölçümlere göre daha iyi korelasyon gösteren ayaktan kan basıncı izlemi metodunun kullanılması yararlı olabilir.

Gerçek kuru ağırlığa erişi