Böbrek Hastaları İçin Yemek Tarifleri

KONU 37: GASTROİNTESTİNAL SORUNLAR

Hemodiyaliz hastalarında sık karşılaşılan sorunlardan bazıları gastrointestinal sistemle ilgilidir. Bu konuda iştahsızlık, bulantı, kusma, dispepsi (dyspepsia), kabızlık, ishal, akut karın, üst gastrointestinal sistem hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, alt gastrointestinal sistem hastalıkları, asit, pankreatit gibi sorunlardan bahsedilecektir.

SIK RASTLANILAN ŞİKAYETLER

İştahsızlık: Sıklıkla üremik sendromun bir belirtisi ve yetersiz hemodiyalizin göstergesidir.

Bulantı ve kusma: Üremik sendromun bir belirtisi olabileceği gibi, aşırı miktarda sıvı alan hastalarda hemodiyaliz sırasında bu sıvının süratle çekilmesiyle oluşan hipotansiyonla da ortaya çıkabilir. Bu hastalarda aşırı sıvı alımının kısıtlanması ve hemodiyaliz sırasında süratli sıvı çekilmesini önleyici yöntemlerin uygulanması çoğunlukla yeterlidir. Hemodiyaliz seansları dışında bulantı ve kusma şikayeti olan hastalarda ise altta yatabilecek nedenlerin titiz bir şekilde araştırılması gerekir. Bulantı ve kusma, yetersiz diyalizin bir göstergesi de olabilir.

Dispepsi: Diyaliz hastalarının çoğunun kullandığı kalsiyum karbonat ve alüminyum tuzları ya da demir bileşikleri dispeptik şikayetlere neden olabilir. Bunun yanısıra, kronik böbrek yetmezliğinin en önemli nedenlerinden birisini oluşturan diyabetes mellitusta da gastropareziye bağlı birtakım dispeptik şikayetlerin ortaya çıkabileceği akılda tutulmalıdır.

Kabızlık: Kronik diyaliz hastalarında kabızlık en sık karşılaşılan ve bazen sıkıştırma ve bağırsak delinmesi gibi ciddi komplikasyonlar oluşturabilen bir sorundur. Bu sorunun başlıca nedenleri yetersiz sıvı alımı, hareketsizlik ve kalsiyum ya da alüminyum içeren fosfor bağlayıcı ajanların kullanılmasıdır.

Ayrıca, hastaların potasyum yüklenmesi endişesiyle taze meyve-sebze gibi posalı yiyeceklerden kaçınmaları da bu soruna katkıda bulunur. Hastaların büyük bir kısmında kullanılan ilaçlar ve diyette düzenlemeler yapılması ve özellikle diyete posalı yiyeceklerin eklenmesi yeterli olmaktadır. Bunun yeterli olmadığı durumlarda laksatif ilaçlardan yararlanmak mümkündür. Ancak, eğer bu ilaçlar kullanılacaksa, hipermagnezemi riskinden dolayı magnezyum bileşiklerinden kaçınmak gerekir. Hemodiyaliz hastalarında vücuttan potasyum uzaklaştırılmasında gastrointestinal sistem önemli bir rol oynar; bu nedenle bu hastalarda kabızlık önlenmelidir.

İshal: Kronik diyaliz hastalarında zaman zaman görülen akut ishal atakları amip, salmonella, viral nedenler yanında, bazen periton diyalizi ile ilişkili bir peritonit ya da bağırsak nekrozu gibi ciddi durumların erken işareti olabilir. Ağır ve inatçı ishalle birlikte ateş, dehidratasyon, hipotansiyon veya rektal kanama gibi belirtilerin varlığında ayrıntılı inceleme gerekir.

Bu hastalarda kronik ishal sık görülmez. Rastlandığı olgulardaki nedenler arasında; diyabetik otonomik nöropati, amiloidoz, malabsorpsiyon, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, uzun süreli antibiyotik kullanımına bağlı Clostridium difficile infeksiyonu ya da aşırı miktarda kalsiyum karbonat kullanımı dikkate alınmalıdır.

AKUT KARIN

Diyaliz hastalarında pankreatit, divertikülit, spontan kolon perforasyonu, kronik hemodiyaliz ile ilişkili olan ß2-mikroglobülin tipi amiloidoza bağlı bağırsak nekrozu ya da karın duvarı hernilerinin strangülasyonu sonucunda akut karın tablosu gelişebilir. Periton diyalizinin kendisi de akut karın nedeni olabilir.

ÜST GASTROİNTESTİNAL SİSTEM HASTALIKLARI

Kronik diyaliz hastalarının yarıdan fazlasında üst gastrointestinal sistemde bazı anormallikler saptanabilir. Bunların en önemlileri gastrit, duodenit ve mukozal erozyonlardır. Üst gastrointestinal endoskopide rastlanılan diğer lezyonlar ise özofajit, Brunner bez hiperplazisi, mide katlantılarında kalınlaşma, angiodisplazi ve transplantasyondan sonra kaybolan nodüler duodenittir. Tüm bu lezyonlar, hastalarda sık görülen epigastrik ağrı, yanma, bulantı, kusma ve dispepsi gibi belirtilere neden olur.

Uzun yıllardan beri kronik böbrek yetmezliğinin peptik ülser riskini artırdığına inanılmakla birlikte; bu hastalarda saptanan peptik ülser prevalansı genel popülasyondan daha yüksek değildir. Bu hastalarda, fazla miktarda mukozal üre birikimine bağlı olarak Helicobacter pylori infeksiyon riskinin artabileceği şeklindeki görüşün aksine, söz konusu infeksiyonun prevalansının da normal toplumdan farksız olduğu gösterilmiştir. Yine üremik hastalarla ilgili bir başka yanlış inanç da, sık rastlanılan dispeptik belirtilerden hiç değilse bir kısmının mide boşalmasında gecikmeden kaynaklandığıdır. Oysa, genel olarak diyabetikler dışındaki kronik diyaliz hastalarında, mide boşalma hızında bir anormallik saptanamamıştır.

Kronik diyaliz hastalarında görülen üst gastrointestinal lezyonların tedavisinde büyük oranda mide asit salgısını baskılayan ilaçlardan yararlanılmaktadır. Bu tür hastalarda tercih edilecek başlıca ilaçlar ranitidin ve omeprazoldür. Omeprazol dozunda ayarlama gerekmemesine karşın, ranitidin dozunun olağan 300 mg/gün yerine 150 mg/gün olarak belirlenmesi ve ilacın yatarken verilmesi uygun olur. Famotidin de uygun dozda kullanılabilir (Bakınız Konu 51). Sukralfat ve özellikle alüminyum içeren antasitlerin kullanımından, çeşitli sakıncaları dolayısıyla kaçınılmalıdır. Helicobacter pylori eradikasyonu gerektiren durumlarda bizmut bileşikleri, metronidazol ve tetrasiklin'den oluşan standart üçlü tedavi verilebilir. Ancak üremik hastalarda bu tedavinin etkinliği ve doz ayarlaması konusunda yeterli veri bulunmamaktadır. Alternatif bir tedavi de klaritromisin veya amoksisilin, metronidazol ve omeprazol kombinasyonudur.

Diyaliz hastalarında karşılaşılan önemli sorunlardan birisi de üst gastrointestinal sistem kanamalarıdır. Bu tür kanamalar genellikle yüzeyel mukozal lezyonlara bağlı olup; sıklıkla aspirin ve diğer nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçlar, kortikosteroidler ya da demir bileşiklerinin kullanımı sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bunların yanında, kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalarda sık rastlanan gastrik angiodisplazilerin de dikkate alınması gereklidir. Kronik diyaliz hastalarında görülen üst gastrointestinal kanamaların tanı ve tedavi prensipleri genel olarak nonüremik kişilerden farklı değildir. Ek olarak hemodiyaliz tedavisinin heparinsiz veya bölgesel sitrat protokolüyle yapılması (Bakınız Konu 12), tekrarlayan kanama tanımlayan hastalarda ranitidin ile idame tedavisi veya vagotomi planlanması yararlı olur.

SAFRA KESESİ HASTALIKLARI

Diyaliz hastalarında kronik kolesistit ve safra taşları sık görülür. Semptomatik hastalar kolesistektomiden yarar sağlar.

ALT GASTROİNTESTİNAL SİSTEM HASTALIKLARI

Diyaliz hastalarında alt gastrointestinal sistemle ilgili bazı sorunlarla da karşılaşılabilir. Bunlardan başlıcaları; özellikle polikistik hastalıkla birlikte sık görülen divertikülozis ve divertikülit, hemodiyaliz hastalarında akut karın tablosuyla ortaya çıkan ve yüksek mortaliteyle seyreden spontan kolon perforasyonu, apandisit ya da kolon kanserini taklit eden belirtilere neden olabilen kolon ülserleri, kolon ve ince bağırsak telenjektazilerine bağlı rektal kanama, iskemik bağırsak hastalığı, bağırsak duvarında ß2-mikroglobülin tipi amiloid infiltrasyonu, SAPD (continuous ambulatory peritoneal dialysis, sürekli ayaktan periton diyalizi) hastalarında sıklıkla ortaya çıkan abdominal herniler ve periton sklerozuna bağlı aralıklı intestinal tıkanmadır.

ASİT (ASCITE)

Hemodiyaliz hastalarında aşırı sıvı alımı ve kapiller geçirgenlik artışına bağlı olarak asit oluşabilir. Asitin nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte hipervolemi ve yetersiz diyaliz en olası asit nedenleridir. Hastaların sıvı kısıtlamasına uymamaları, karında biriken sıvının kalp ve vena cava inferiora baskısı sonucunda venöz dönüşün engellenmesi, bu sıvının yüksek protein içeriği gibi nedenler asitin ultrafiltrasyon ile tedavisini güçleştirebilir. Asit sıklıkla eksüda niteliğindedir. Asit tedavisinde öncelikle yoğun diyaliz tedavisi uygulanır. Bu durumdaki hastalarda bir süre periton diyalizi uygulanması da yarar sağlayabilir. Üremik hastalarda ayrıca siroz, kalp yetmezliği, tüberküloz ve periton tümörleri gibi nedenlerle de asit birikebileceği unutulmamalıdır.

Hemodiyaliz ile ilişkili asitin tanısında temel yöntem diğer nedenlerin ekarte edilmesidir.

PANKREATİT

Kronik diyaliz hastalarında serum amilaz düzeyinde 2-3 kat kadar artış görülebilir. Ancak, bu artışın normalden 2 - 3 kat daha fazla olması ve beraberinde akut karın ağrısının bulunması akut pankreatit gelişimini akla getirmelidir. Tedavisi nonüremik hastalardan farksızdır.

DİĞER SORUNLAR

Böbrek yetmezliği olan hastalarda ayrıca metalik tat, tat duyusu kaybı, ağızda üremik koku ve hemosiderozise bağlı karaciğer hastalığı izlenebilir.

KAYNAKLAR 1.Ryan JC, Sleisenger MH. Effects of systemic and extraintestinal disease on the gut. Gastrointestinal Disease. Sleisenger MH, Fordtran JS (eds). 5th Edition, WB Saunders, Philadelphia 1993: 193-238. 2.Utaş C, Özbakır Ö, Kılıç H, Düşünsel R, Güven K, Yücesoy M. Prevalence of Helicobacter pylori antibodies in uremic patients. Nephron 1994; 68: 410. 3.Johnson WJ. The digestive tract. Handbook of Dialysis. Daugirdas JT, Ing TS (eds). Little, Brown and Company, Boston 1994: 623-634. 4.Freston JW, Moore JR. Approach to gastrointestinal problems associated with common clinical conditions. Textbook of Gastroenterology. Yamada T (ed). JB Lippincott, Philadelphia 1991: 928-942.

Kategoriler
Öne Çıkanlar

Sevgili Gökmen Mutlu'nun yazdığı ve sizlerle paylaşmak istediği şiirler...

Sevgili Derya'nın sizler için seçtiği fıkralara bu bölümden ulaşabilirsiniz....

HOŞGELDİNİZ

Sitemiz sizleri hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek nakli hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.

Uzm.Dr.Ahmet Hamdi Erkal

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

​Bence sık olarak kullandığımız ancak çok kullanıldığı için çağrışım gücü azalmış bazı sözcüklerin anlamını zaman zaman durup derinliğine bir kez daha düşünmemiz gerekir. Bu sözcüklerden bir de "Bilgi Çağı" dır... DEVAMI

Prof.Dr Alper Demirbaş

Ülkemizde 2005 yılı sonu itibarıyla kırk bin civarında kronik böbrek hastası bulunduğu tahmin ediliyor.... DEVAMI

Please reload

© 2004 - 2017 by diyaliz.net