Böbrek Hastaları İçin Yemek Tarifleri

KONU 02: DİYALİZİN FİZYOLOJİK PRENSİPLERİ

Diyaliz, bir A solüsyonunun solüt (çözünmüş madde) içeriğini, bu solüsyonu yarı geçirgen (semipermeabl) bir membran vasıtasıyla bir B solüsyonu ile karşılaştırarak değiştiren bir işlemdir.


Yarı geçirgen membran, porları yada delikleri olan bir kağıda benzetilebilir. Her iki solüsyonda bulunan su molekülleri ile düşük molekül ağırlıklı solütler, yarı geçirgen membranın porlarından geçerek birbirine karışırken, büyük solütler (proteinler gibi) membrandan geçemedikleri için membranın her iki yanında başlangıçtaki konsantrasyonlarında kalırlar.


Solüt Transport Mekanizmaları:


Membranın porlarından geçebilen solütler, iki farklı mekanizma ile taşınırlar; diffüzyon ve ultrafiltrasyon (konveksiyon).

A. Diffüzyon:

Diffüzyon ile solütlerin hareketi rastgele molekül hareketinin bir sonucudur. A solüsyonundaki bir solüt molekülü, hareket ettikçe zaman zaman membrana çarpar. Eğer bu solüt molekülü yeterli büyüklükteki bir membran poru ile karşılaşırsa, membrandan B solüsyonuna geçer. Aynı şekilde, B solüsyonundaki düşük molekül ağırlıklı bir solüt ters yönde A solüsyonuna geçebilir.


1. Konsantrasyon farkının önemi: Bir x solütünün A solüsyonundan B solüsyonuna ve tekrar geriye rölatif geçiş hızı, x solüt moleküllerinin membranın her iki yanına çarpma sıklığına bağlıdır. Çarpma sıklığı da, x solütünün membranın her iki tarafındaki konsantrasyonuna bağlıdır.


Yani; belli bir solüt için her iki solüsyon arasındaki konsantrasyon gradienti en yüksek değerde iken, o solütün A solüsyonundan B solüsyonuna net geçişi de en fazla miktarda olur.


2. Molekül ağırlığının önemi: Bir solütün molekül ağırlığı ne kadar fazla ise, yarı geçirgen bir membrandan geçiş hızı o derece yavaş olur. Bunun nedenleri hız ve büyüklük ile ilişkilidir.


a. Hız: Bir solüsyondaki molekülün hızı, molekül ağırlığı ile ters orantılıdır. Küçük moleküller hızlı hareket ettiklerinden membranla sık çarpışırlar, dolayısıyla diffüzyon ile membrandan geçiş oranları yüksektir.


Büyük moleküller membran porlarına kolayca uysalar bile, düşük hızda hareket edip membrana seyrek çarptıklarından membrandan yavaş geçerler.


b. Büyüklük: Bir solütün molekül ağırlığı büyüklüğü ile ilişkilidir. Bir solütün molekül büyüklüğü membran porunkine yaklaşır, hatta onu geçerse, membran kısmen ya da tamamen o solütün geçişini engeller.


3. Membran Direncinin Önemi:


a. Membranın kendisine bağlı membran direnci: Membranın solüt transportuna karşı direnci, membran kalın, porların sayısı az yada porları dar ise yüksektir.


b. Membrana komşu bölgelerdeki durgun sıvı tabakalarına bağlı membran direnci: Membranın her iki tarafındaki karışmamış (durgun) sıvı tabakaları, membran yüzeyindeki "efektif" konsantrasyon gradiyentini azaltarak diffüzyonu engeller.


B. Ultrafiltrasyon:

Yarı geçirgen membranlardan ikinci solüt transport mekanizması ultrafiltrasyondur (yani, konvektif transport).


Su molekülleri çok küçüktür ve tüm yarı geçirgen membranlardan geçebilir. Su, hidrostatik yada osmotik bir kuvvetle membranın içine doğru itildiğinde ultrafiltrasyon gerçekleşir.


Membranın porlarından kolayca geçebilen solütler su ile birlikte sürüklenirler, buna çözücü içinde sürüklenme denir. Bu şekilde çözücü (su) içinde sürüklenen solütler, membrandan itilen suya eşlik ederler.


1. Hidrostatik Ultrafiltrasyon:


a. Transmembran basınç: Hemodiyaliz sırasında, su (diğer küçük solütler ile birlikte) kan ve diyalizat kompartmanları arasındaki hidrostatik basınç gradiyentinin sonucu olarak, kandan diyalizördeki diyalizata geçer. Ultrafiltrasyon hızı, membranın her iki tarafındaki total basınç farkına (kan kompartımanındaki basınç çıkarılarak hesaplanan) bağlıdır.


b. Ultrafiltrasyon katsayısı (KUF): Bir membranın suya karşı geçirgenliği, ultrafiltrasyon katsayısı (KUF) ile ifade edilir. KUF, membranın iki tarafı arasındaki her bir mmHg basınç farkı başına, o membrandan bir saatte geçen sıvının mililitre cinsinden miktarı olarak tanımlanır.


2. Ultrafiltrasyonun solüt klirensine etkileri


Hemofiltrasyon ve hemodiyafiltrasyon: Diffüzyon ile bir solütün uzaklaştırılması onun büyüklüğüne bağlı iken, membran porlarından daha küçük maddelerin ultrafiltrasyon ile temizlenme hızları aynıdır.


Bu prensip, büyük miktarda ultrafiltrasyonun (övolemiyi sağlayacak miktarlardan daha çok) yerine koyma sıvısı ile eşleştirildiği hemodiyaliz tekniklerinin doğmasına yol açmıştır.


Solüt temizlenmesine önemli bir ilave olarak ultrafiltrasyonun kullanıldığı ekstrakorporeal tedavilere hemofiltrasyon veya hemodiyafiltrasyon (hemodiyaliz ile kombine hemofiltrasyon) denir.


C. Proteine bağlı maddelerin temizlenmesi:

Üremide, proteine bağlı maddelerin birikimi klinik önem taşır. Hemodiyaliz ile proteine bağlı toksinlerin uzaklaştırılması, plazmadaki "serbest" fraksiyon yüzdesine bağlıdır; ki bu diyalize maruz kalan toksin fraksiyonudur.


Proteine bağlı toksinlerin uzaklaştırılması,