Böbrek Hastaları İçin Yemek Tarifleri

Gökmen'den Şiirler


AŞK NEDİR Kİ?

Aşk nedir ki? Sevmek mi birini sarmak mı? Mutlu olmak mı acı çekmek mi? Aşk nedir ki? Her an onu düşünmek mi, Yoksa pişmanlık mı? Ayrılık mı,kavuşmak mı? Aşk nedir ki? Cayır cayır yanmak mı uğrunda Yada unutulmak mı kollarında, Sevdiğini söyleyememek mi veya!... Aşk nedir ki? Hayalini kurup rüyasını görmek mi? Birlikte olmak mı olamamak mı? Utanmak mı karşısında sıkılmak mı? Gözgöze gelmek mi? Karanlıkta Hissetmek mi onu onsuz soğuk odalarda!... Hasret mi aşk özlem mi Tutku mu,saplantı mı? Sadakat mi yoksa ihanet mi yada nefret mi? Aşk nesin sen,sen nesin aşk: Dudaktan kalbe bir yol mu Gözlerden başlayıp beyinde biten bir yolculuk mu? Benliği esir alan bir düşman mı? Yoksa,yoksun da varmışsın gibi seni biz mi yarattık! Aşk nesin sen? Koca bir ömrü hem zehir,hem bal ediyorsun Hem süründürüyor,hem umduruyorsun Önce var ediyor sonra yok ediyorsun Bir ömrü harcıyorsun aşk,talan edip,savuruyorsun! Ne kadar büyüksün aşk,ne kadar güçlüsün Her şeye sözün geçiyor,gücün yetiyor her şeye,her duyguya. Nesin sen aşk; Bir olgumu bir oyuncak mı?...

ALEV ALEV

Hani ateş düştüğü yeri yakarmış ya Sende öyle düştün içime,sevgime,hayatıma, İçim nasıl yanıyor bir bilsen, İçimdeki yangını sana bir anlatabilsem, Bir gösterebilsem sana,bir anlayabilsen çektiğim acıyı, İçim alev alev senin gibi senin gibi, Sevgim alev alev sevgin gibi, Hayatım alev alev,hayat gibi hayatın gibi, Hayallerim alev alev,rüyalarım, Ömrüm alev alev,sana adadığım ömrüm!... Nasıl düştün ki içime bu nasıl bir yangın ki, Yaktığı yeri bitiriyor,öldürüyor, Bu nasıl yangın ki; En iyi köpük bile kifayetsiz kalıyor, Sevginin sevdanın o sıcak nefesi bile, Bu nasıl bir yangın ki, Önü alınamıyor da arkasına da geçilemiyor, Yangınından kavruldum,eridim,bittim,yok oldum, Ne yakacak bir şeyin kaldı artık, Ne de yanacak bir şeyim . Bu nasıl yangın ki; Yanacak bir şeyi kalmasa da sönmüyor, Bu nasıl yangın ki; Gün geçtikçe alevler durulacağına; Daha da çoğalıyor,yükseliyor,büyüyor!... Sen ne yaptın bana,bana ne yaptın sen, Nasıl girdin içime,nasıl yaktın beni böyle, Nasıl düştün kalbime,beynime , Nasıl sardın benliğimi söyle!... Bu nasıl bir yangındı bu nasıl bir alev, Bu yangının adı aşktı,bu alevin adı sen!...

SİLÜET

Yapışmak hayata, bir silüete sarılmak, Tutunmak varsayımlara, Asılmak hayallere, Ve istemek, sonsuzca, sınırsızca, Tutarsızca ve umursamazca!.. Başına ne geleceğini bilmeden yaşamak, Ya da yaşadığını, sanıp kendini kandırmak, Yarın ne olacağını kestiremeden, Geleceğe dair plan yapmadan, yapamadan yaşamak, Bütün istekleri ve hayalleri ertelemek sonra, Rafa kaldırmak belki, Belki de hiç anımsamayacağını bilerek; koymak onları oraya, O tozlu raflara...

Elde edemeyeceğini bilerek bir an yıkılmak bu sanki, Ve girmek gözü kapalı kör, dipsiz kuyulara, İlerlemek, sessiz, sedasız, her yanına vurularak, Ezilmek, dövülmek tekme tokat hayat tarafından!.. Bıkmak yaşamaktan, sevgiden ve var olan her şeyden, El çekmek, vazgeçmek... Bilinçli yada bilinçsiz, İsteyerek yada isteksiz, Amaçlı yada amaçsız yaşamak, Hedefli yada hedefsiz, Araçlı yada araçsız, Ne önemi var bu saatten sonra, Olacaksa herşey sana anlamsız!..

Yanlız kalmak, bu en son tercihte olsa, Eninde sonunda başına geleceğini bilmek, korksanda, Korkmak, çok korkmak, korkudan ağlamak, Hiç sevilmediği için belki, Belki hiç sevemeyeceği için, Sürekli yanlız kalacağı için, Yanlızlık en vefalı dostun olacağı için, Sen ne kadar iyi olsanda, sen ne yapsanda, Görülmeyeceğin, bilinmeyeceğin, farkedilmeyeceğin için,

UNUTULACAĞIN İÇİN...

NEREDE BAŞLAR AYDINLIK...

Gün doğuyor yine yalnızlığıma Yalnızlığımın taşıdığı pişmanlığıma Yine sabah oluyor sensiz kahretsin, yine aydınlık Oysa çoktan alışmıştım ben karanlığa... Bunca uykusuz geçen geceden Bunca sen dolu düşünceden Bunca sancılı rüyalardan Ve onca çekilenlerden sonra!... Yine gün doğuyor yine sabah oluyor kahretsin Sensiz doğan her gün,cehennemde yanmak gibi Sensiz batan her güneş,seninle hayalimde; Yalnız kalmak gibi... Bitsin artık ne olur bitsin bu ızdırap Öyle zor ki aydınlık sensiz, öyle ağır ki Kim kaldırabilir bilmiyorum Ama ben kaldıramıyorum. Öyle acı ki aydınlık, öyle fena, öyle kötü ki, Meğer görüyorum sandıklarımı aydınlıkta bile göremiyorum. Peki ben;sensiz,sen yoksan neden yaşıyorum?... 'Sen sendeki ben gibi değilsin bende; daha fazlasın,daha çok,daha yoğun...'

ÇİÇEK

Mutlulık dalında açan bir çiçek gibi sanki, Bir günlük,bir haftalık,bilemedin mevsimlik, Mutluluk,çiçeğin yaydığı koku sanki; Bir anlıksevinç ve hüzün dolu yalnızlık!... Her çiçek yalnız açar aslında, Oysa binlercedir gözünü açtığında, Farkedemez önce,çünkü hep aynıdır çiçekler tarlasında! Şimdi bir çiçek kadar bile yalnız değilim oysa!... Etrafımda iğnesini çıkarmış arılar Rahatsız eden bakışlar Farklılığımı anlamaya çalışan otlar Toprak dahi kıskanıyor; Nereden geliyor bu kokular!... Binlerce gülün arasında açmış bir menekşe Fark edilse,koparılmasa keşke Artık çokmu geç herşeye

Koparılıp solan bir çiçekmiydi sadece!...

HAİN

Şimdi duyduğum şu inilti, Seni getirdi uzaklardan sanki, Kulağımda senin,penceremde rüzgarın sesi, Bilmiyorum en kuvvetlisi hangisi!... Rüzgar gibi esip geçecek misin? Misafir gibi gidip gelecek misin? Hırsız gibi girip çıkacak mısın? Yetmedimi hain,daha ne kadar yoracaksın!... Geleceğim yok şimdi,geçmişteyim, Geçmişimde hep seninleyim, Madem yoksun artık, Senin öldürdüğün,yaşayan bir cenazeyim!... Aşkın uğradığı bir durağım ben, Senin söylediğin bir yalanım, Sevdanın koyduğu bir kuralım,ben Yokmu, şu hainlere zulüm eden!...

İÇİMDESİN

Neden bitmiyor sensiz yalnızlıklarım, Neden gitmiyorsun düşüncelerimden, Niçin paylaşamıyorum,seni kendimle, Niye atamıyorum seni içimden!... Nasıl başladı seninle hayallerim Ne zaman aşık oldum sana, Nerede tükendi bütün ümitlerim, Neden umut verdin bana!...

Aynı kubbe altında, Bakıyoruz aynı güneşe,aynı ay'a Nereye gitsem boşuna, İçimdesin!...

Yıldızları toplayıp versem kucağına, Gezegenlerden taç yapsam başına, Yok edebilsem keşke tüm evreni uğruna, Senin için bir hiç olsam'da, Benimlesin!...

Ayrılık zordu,biliyordum, Zaten önce ben istiyordum, Artık seni rüyalarımda bile göremiyordum, Ve aşkım inan deliriyordum!...

Kaçtım geldim,unuturum diye seni senden uzaklara, Sensiz alışamadım canım buralara, Hani unutacaktım seni; Taşıdıkça hasretini büyüdün içimde, Hani avutacaktım bu yaralı yüreği, Sevmedin ya; düşmanlığım artıyor gözlerimde

NEDEN AYRILDIN?

Her gidişin bir ağlayıştı aslında, Her terk edişin bir yalvarıştı, Sessizce başlayan,sessizce devam eden bir haykırıştı Her gelişin kalbime attığın;tam isabet bir atıştı!... Şimdi gittiğin yerde misin sen? Giderken bıraktığın yerde miyim ben!..

İSYAN

İsyan ediyor artık kolumdaki izler, Artık hiçbir iğme girmek istemiyor damarlarıma, Ama biliyorum zorla!... İsyan ediyor artık bedenim bunca hastalığa, Çekilebilecek ne kaldı daha, İflasın eşiğinde,lokavtın ağzında!... İsyan ediyor ruhum bu bitmeyen yalnızlığıma, Tutunduğu tek şey şarkılar, Ya şarkılarda olmasa!... İsyan ediyor kalbim şu yaşattığım sevdama, Yaşayamadığım,yaşatmadığın aşkıma, Dalgın dalgın bakıyorum şimdi yarınlarıma!... İsyan ediyorum bu başkalarının yaşadığı hayata, Neden allahım neden ittin beni karanlığa, Niye geldim ben bu dünyaya , Sevmeyi de beceremedikten sonra!... Yıllar önce başlayan bu isyan,şimdi sonda, Başarılamamışlar başarılamadıktan sonra, Hep engel aşacaksam hep vaha göreceksem, Şarkı dinlemekte saçma!... Bu yoz isyankarlık bitermi bilmem, Bu yobaz arzular susarmı içimde, Teslim olmuşsam bile bile ellerimle, Geri dönülürmü o, hiç yaşanmamış günlere!... Hangisi zor var olmak mı? Yoklukta var olmaya çalışmak mı? Hangisi kolay isyan etmek mi? İsyan ettiklerinle mutlu olmak mı? Ne kadar kolay şu iki soruyu sormak, Ya cevebı!...

Ne kadar kolay isyan etmek,sorun çıkarmak Ya sonrası!...

İLK

Bu gördüğün ilk kış, Yaşadığın ilk yağmur bu, Bu hissettiğin ilk soğuk, İlk yağmur damlası bu, yüzüne düşen, Gözlerinden süzülen!... Korkunun soğuk kollarında, Yalnızlığın ıssız yollarında, Karanlığın semalarında, Kaybolursun bir an; Peşinden gelse de yetişemez gölgen!... Anlayamazsın başına geleni, Daha önce yaşamadığından hiç, Yorumlayamazsın olanı biteni, Kurtulamadığından hiç...

UYKUM KAÇTI

Canım sevdiğim yine böldün uykumu, Sana kaçtı uykum,seni arıyor, Sanki geri gelince uyuyacağım sanıyor, Uyurken de seninleyim,uyanıkken de, bilmiyor, Gördükçe bu gözler dünyayı, Bu kalp sana kanıyor!...

BAZEN

Bazen öyle korkuyorum ki gereksiz, Öyle korkuyorum ki neye korktuğumu bilmeden Bazen öyle korkuyorum ki hayattan Ve öyle korkuyorum ki yalnız kalmaktan. Issız sokaklarda yürürken bazen hayalimde Kendi gölgeme basıp sendeliyorum sanki Bazen öyle yalnız kalıyorum ki Yalnızlık bile yetmiyor bana inan ki! Korkuyorum hayattan,geleceğimden ve senden, Korkuyorum yine yalnız sessizlikten Hayatın anlamsızlığında, Ölümün kıyısında, Yaşamın ortasında, Dertli geçen günlerimin dertsiz ortağı, Bazen seni seviyorum aşkım!...

BENİ

Yaşarken öldürdün beni, Tabutuma çivi çivi çaktın beni, Kendinle değil,hasretinle bitirdin beni, Sözünle değil,gözlerinle erittin beni!... Güneşsiz gündüz ettin beni,yıldızsız gece, Takvimsiz yıl ettin beni,saatsiz tarih, Sevgine köle ettin beni,kendine pervane!... Sayende mecnun oldum,ferhat oldum kerem oldum, Sen diri diri gömdün beni!... Ne aşmadık dağım kaldı,ne de geçmedik çölüm, Sen hep bir kenara ittin beni. Ben sen sen diye inlerken, Sen taşa,duvara çevirdin beni.!...

Ah sevdiğim ah! Ben ulu bir çınar idim: Sen yaprak yaprak döktün beni, Ben hayata iki elle yapışmışken: Sen elsiz,kolsuz bıraktın beni!... Hem dünümdün,hem bugünüm, Hem yarınımsın,hem ömrüm, Sen dönülmez yolarda,ömürsüz bıraktın beni! Tek amacımdın sen,tek gayem, Tek istediğimsin şu hayatta , Neden yoksun neden, Sensiz günler gibi hayata küstürdün beni!... Ne hatırımdasın artık,ne de aklımda, Ne içimdesin bundan sonra,ne de ruhumda, Hiç yazılmamış kitaplara çevirdin beni,ne olur artık anla!...

EKSİLMEK

Ölmek,ölmek ne demek, Ben senin için yaşamayı göze almışım, Tükenmek uğrunda,aldığın her nefeste eksilmek, Ben senin için seni sevmeyi göze almışım!... Kopmak,dirhem dirhem,bitmek Senin için ben su misali buhar olmuşum,kaybolmuşum, Erimek,kanamak,yaralanmak, Ben senin uğrunda ,hiçbir savaştan kaçmamışım... Sanki seni sevmek için çıktım o yoğun bakımdan,defalarca, Seni görmek için kurtuldum sanki yedi nokta dörtten, Seni seveyim diye göğüs gerdim sanki bu hayatıma, Sanki beni bir gün seveceksin de,umuyorum,bekliyorum, Bu ihtimali istiyorum senden!... Bilmiyorum bu sevgimi,yanılgımı? Tutkumu,yoksa yalnızlık mı? Bilmiyorum bu karanlık mı,ya da aydınlık mı? Kaderim misin sen hayalim mi? Görmekten korktuğum rüyalarım mı? ve ya!... Ben hep en zorunu seçtim senin için, Önce yaşamayı, Sen en kolayını bile istemedin,gülüm, Sevmeyi sevebilmeyi, Savaşmadın mücadele vermedin bile, Ben bu haldeyken!... Ben sende eksiliyorken,sen hiç tamamlamadın beni, Ben sende boğuluyorken,sen tutum kolumdan çıkarmadın deli, Senden sonra başlayabilir miyim başka aşka,yeni, Unutamam ,unutmam imkansız seni!... Çoktan bitirdim bu hayatımı,sırf sana yaşıyorum, Çoktan vazgeçtim nefes almaktan,sadece sana alıyorum, Çoktan terk ettim bu dünyayı,gönlüne sığınıyorum, Sev diliyorum artık bu cesedi gör diliyorum...

FIRTINA

İçimdeki fırtına alıyor beni,götürüyor bilinmezlere, Taşıyor beni sanki,bilmediğim yerlere, Savuruyor duygularımı,silinmezlere, Sapladı beni yalnızlıklara!... Başka dünyalara atıyor bu fırtına beni, Hasretinin yanında bu fırtına ne ki, Hep bana,hep bende fırtına, Oysa, kendimi unutacak kadar sevdim seni!... Fırtınamsın,önünde duramadığım, Yırtılan resimsin elimde,engel olamadığım, Kuruttuğum bir çiçeksin defterimin arasında,unuttuğum, Çok önceleri yazdığım bir şiirsin,senin anlamadığın!... O fırtınalı günlerimde almıştın o hediyeyi, Hala saklarım odamda,senin için önemlimi? Çok oldu sevdiğim senden vazgeçeli, Silmek istiyorum artık hafızamdan o senli günleri!... Herkes tattı bu duyguyu,biliyorum, Ama ben seni sensiz yaşıyordum, Bana sevmenin böylesi düştü, Zaten hep en zorunu seçiyorum!... Olmalı mısın hayatımda inan bilmiyorum, Alıştım galiba sensizliğe, Soğudum artık sevmek de istemiyorum, Yanmalı mıyım yine sen sen diye!... Dinmedi dinmeyecek bu fırtına, Sen sardıkça böyle beni, Alıştırdın beni yalnız kalmalara, Yalnız kaldıkça düşünüyorum seni,kanatıyorsun yüreğimi!...

HAYALİMDE

Bir hayalim var,bir insan var hayalimde, Bir düşüm var,bir kız var isteğimde, Düşünüp yorulduğum,sıkılıp söyleyemediğim, Hayaliyle yalnız kaldığım,yüzünü özlediğim, Sevdiğimi itiraf edemediğim,derdimi açamadığım, İçimi dökemediğim,hislerimi gösteremediğim, Bir sevgili,bir aşk arıyorum belki de!... Bir kurgu var beynimde sana karşı, Kurup kurup bitiremediğim,neticelendiremediğim, Harekete geçemediğim,korktuğum,ürktüğüm, Sakındığım,utandığım,bir duygu var gönlümde!... Bir olgu var bedenimde sana karşı, Ne olduğunu sezemediğim, Nasıl var olduğunu bulamadığım, Nasıl kurtulabileceğimi bilemediğim, Nasıl düştüğümü anlayamadığım, Bir varlık taşıyorum sanki,benden habersiz bende,benliğimde!... Çözemiyorum bu yaşadıklarımı, Anlatamıyorum hiç kimselere, Tarifi imkansız bu bana olanların, Bu mu aşk dedikleri ama neden seninle!...

KAYIP

Kayıp zamanlarımsın benim Unuttuğum hatıralarımsın Kayıp günlerimsin benim,kayıp yıllarım, Kaybettiğim duygularımsın benim Sende kaybolan yarınlarım Kayıp sevdiğimsin benim,kaybettiğim aşkım! Çalınmış mutluluğumsun benim, Harcanmış ömrüm, Silinmiş hafızamsın benim, Yazılmış kaderim, Ulaşılmazımsın benim,paylaşılmazım... Sen en büyük katilisin yer yüzünün, Duygularımın katilisin neden bir düşün, Öldürülen yitik,öldüren yenik Seni bu kadar severken neden bu sürgün!... Nasıl bulunur bunca kayıp, Nasıl bulunur onca duygu, Nasıl olunur bu kadar galip, Neden hep ben vurgun!... Kaderim mi sana yenilmek, Seni sevmek kaderim mi? Kaderim mi sana yanılmak, Sana kanmış olmak!... Kayıp olmaksa olmadım mı? Seni bulmaksa bulmadım mı? Seni senden çok sevmedim mi? Senin gözlerinin önünde tükenmedim mi?.. Yıllarım kayıp sayende ,yollarım kayıp, Sonum belirsiz sayende karanlıklardayım!... Kaybolan yaşantım ve sen, İşte bu kadarcık kalan ben, Kayıp olmuş bu ömür fakat neden!..

KİMBİLİR?

Hayatımın kim bilir kaçıncı istanbul sabahına uyandım Kim bilir kaç sabah daha uyanacağım Ve kim bilir daha kaç yarın var Belki binlerce belki bir tane bile yok kim bilir! Daha ne kadar katlanmak zorundayım bu hayata, Sıkıntılara,acılara,ağrılara,dertlere,eziyetlere Kim bilir daha kaç seansım kaldı beni bekleyen girmediğim Kim bilir daha kaç bayram kaldı görmediğim Daha kaç yıl kaldı yaşamadığım Kim bilir daha kaç saatim var,daha kaç günüm;benim olmayan! Kim bilir daha neler yaşayacağım Veya yaşamak isteyipte yaşayamayacağım. Kim bilir belki nakil olacağım Belki olamadan öleceğim Belki kavuşacağım sevdiğime Belki kavuşamadan göçeceğim hasretiyle. Belki bütün hayallerim gerçekleşecek Belki de hiç biri gerçek olmadan bitecek Dedim ya!kim bilir hayatımızın kaçıncı günündeyiz Kaçıncı mevsiminde,kaçıncı baharında,kaçıncı yazında Ne kadar çok bilinmezimiz varsa! Hani insan korkarmışya bilmediğinden Korkuyorum galiba bilmediklerimden Kim bilir hayat daha neler öğretecek bana Sanki her şeyi biliyormuş gibi Kim bilir benim seni sevdiğim kadar Sen beni sevebilecek misin? Kim bilir kaçıncı yarınımdasın Ve kim bilir kaçıncı yarınındayım!...

SAAT

Bu gece tek arkadaşım saat, Saatin tıkırtısına takılıyor aklım,düşünüyorum, Saatin tıkırtısında aklım,uyuyamıyorum, Savaşıyorum saatle,hep saat galip,hala uykusuzum!... Yarışıyorum saatle,dönüyorum yatağımda sağımdan soluma, Ama ne yaptıysam uykunun limanına yanaşamıyorum... Sanki duvara asılan bir saat gibiyim bu gece, Yapayalnız,kimsesiz,kendi sesiyle eğlenen ve mağrur, Sanki duvardaki bir saatim bu gece, Akrebin yelkovanı takip ettiği gibi; Düşüncelerim düşüncelerime vuruyor... Belki saat bile değilim bu gece, Onun kadar merak edilmiyorum, Saat kaç diye bakar insan: Duvara,masaya,koluna,cep telefonuna, Ben o görevi bile yapamıyorum!... Bir saat kadar değerli değilim şu dünyada, Bir saat kadar bile bakanım yok, Bir saatim bile dahi yok şu dünyada, Saati soracak insanım da yok!... Bu gece tek yoldaşım saat, Tek sırdaşım saat bu gece, Bu gece tek yandaşım saat, Tek arkadaşım saat bu gece!... Umarım saatle son gecem olur bu, Umarım saattli son gecem olur, Yıktığın hayallerim hep sende kalır, Saatli geceler yoldaşın olur!... Neden yaşıyorum ki ben, Bir saat kadar değerim yokken, Bir saat bile olamamışken, Bir saat kadar gerek duyulmuyorken!... Hazır kimseye sevilmeden vazgeç sen bu sevdadan, Daha yolun başındayken dön o çıkmazlardan, Madem saat kadar kalabalık değilsin, Kurtul artık bu sana yalanlardan!..

SAHİL

Bir sahildeyim bir başıma,çengelköy sahilinde, Denize karşı oturuyorum yapayalnız, Dalga seslerini dinliyorum,martı seslerini, Uçan kuşların kanat seslerini dinliyorum, Geçen vapur seslerini,motor seslerini,gemi seslerini, Dalgaların kıyıya vururken çıkardığı sesleri dinliyorum! Dalıyor gözlerim uzaklara,ufuklara, Karşımdaki boğaz köprüsüne,galata kulesine, Sultan Ahmet'e ve Ayasofya'ya... Denizin ufkuna doğru dalıyor gözlerim, Yakamozları sayıyorum birer birer, Belki binlerce,belki yüzbinlerce,belki milyonlarca, Benim tek olan sadece benim! Etrafımdaki sevgililer taş atarken denize, Ben atan taşları sayıyorum, Denize dalıp çıkan kuşları,köprüden geçen arabaları, Boğazdan geçen vapurları ve yine yakamozları... Esen rüzgar saçlarımı okşuyor,bedenimi yoğuruyor sanki, Kulaklarıma fısıldıyor bir şeyleri, Anlatmak istiyor,sanki seni, Meltem oluyor götürüyor beni bilmediklerime, Ruhumu yumuşatıyor,o bilinmezliklerde, Bedenim sahilde ama aklım uzaklarda olan sende!... Tepemden uçan kuşlar; Benden selam söyleyin o yare, Söyleyin ona bekliyorum, Uzaklardan ona bakıp, Yollarını gözlüyorum...

SEN BÜYÜ İÇİMDE

Seni ektim kalbime,beni biçiyorum, Seni sevdim istemeden,verdiğin dertlerini içiyorum, Şimdi anladım bunları ben seçiyorum, Seni sevmemek için kendimden kaçıyorum!... İçimde bir dere vardı önceleri, Tüm dertlerimle akıyordu,yüreğime,o en derinime, Sonra ırmak oldu,büyüdü,bedenimi sardı, Yetmedi ben seni sevdikçe daha da olgunlaştı, Çağlayan oldu sonra,sonra deniz,şimdilerde ise bir okyanus, Sürüklüyor beni bilinmezlere... Sığdıramıyorum artık içime taşıyamıyorum, Artık yönünü kontrol edemiyorum, Bilmiyorum,belki de boğuluyorum, İçimde ki sene mani olamıyorum, Büyümeni içimde durduramıyorum... Sen büyüdükçe içimde,verdiğin dertlerinde büyüyor, Acılarım çoğalıyor,yalnızlığım artıyor, Umutlarım azalıyor, Ve sensizlik çarpıyor bu kadar bendeyken, Böyle bedenimi,ruhumu zaptetmişken!... Yani sen büyüdükçe içimde, Ben beni hapsediyorum bir yerlerime, Küsüyorum kendime,isyan ediyorum yine, Sen taştıkça içimden,bende sığmıyorum hiç bir yere... Sen büyü içimde ben akacak bir yol bulurum, Sen büyü içimde ben döküleceğin liman olurum!...

SEN HERŞEYDESİN

Toprak seni sayıklar,rüzgar seni fısıldar, Kuşlar seni cıvıldar,çiçekler senin için açar, Yağmurlar senin için yağar,güneş senin için doğar her gün, Yıldızlar sana göz kırpar,ay senin yüzüne parlar benim için… Ağaçlar sana döker yapraklarını, Her dökülen yaprakta senin ismin yazılıdır aslında, Bitkiler seni uğuldar, Var olan her muhabbette, seni konuşurlar yalnızca!... Ve sen varsın diye alıyorum her nefesimi, Bir gün beni anlarsın bir gün hissedersin çektiklerimi, Bir farkına varırsın ama yalvarırım geç olmasın… Tükendim artık tükettin, Ölüyorum sana bile bile beni öldürdün, Yine sen günlerimi başa döndürdün zalim! Sen her şeydesin her şeyde sensin, Sen benimlesin sen bendesin, Sen ulaşılmazımsın sen özelsin, Sen meleklerde güzelsin aşkım… Yaban ellerde sen yad ellerde ben, Sen bir yabancıyla şimdi, Ben hep seninle yalanlar da , Sen aydınlım ol,ben hep karanlıklarda… Bütün umutlar senin olsun canım, Bütün karamsarlıklar benim, Mutluluk gözlerinde yaş olsun, Ağlamak senin uğrunda bana yoldaş!...

SEN HİÇ AŞIK OLDUN MU?

Unuttun mu yoksa yoksa söndürdün mü içindeki o kıvılcımı, Soldurdun mu yoksa içinde açmasına izin verdiğin; Sevgi çiçeklerini bilerek isteyerek, Ufaladın mı ezdin mi ?attın mı görerek veya görmeyerek, Beni düşürdüğün o uçurumdan yoksa kurtuldun mu bensiz!... Küstün mü?alındın mı?aldattın mı?yoksa habersiz, Yaktın mı?yıktın mı?yıkıldın mı yoksa bu kadar erken ve sessiz!... Yanıldın mı her ben sandığına alıştın mı? Beni aradın mı hiç benden başkalarında, Yanaştın mı?sokuldun mu?bana yaptığın gibi, Yoksa düşürdün mü bir güler yüzle kucağına, Benim sana aldandığım gibi sen aldandın mı hiç başka birine… Gözlerinle umut dillerinle ümit saçtın mı onlara da bana yaptığın gibi, Ve hiç kaçtın mı sevgiden sevmekten aşık olmaktan, Benim sana kaçtığım gibi… Sen hiç aşık oldun mu bende ki sen gibi, Ya da hiç sevdin mi benim seni sevdiğim gibi, Sen hiç uğruna ölebileceğini düşündün mü? Şimdi benim düşündüğüm gibi ve öldüğüm gibi, Sen hiç savaştın mı bir imkansız aşk yüzünden, Kaybedeceğini bile bile baştan yenik başladın mı sevdaya, Kayboldun mu hiç yalnızlıklarda karanlıklarda, Sen hiç sende seni unuttun mu? Karıştın mı hiç!...

SENELER

Bir yudum gibi içilen seneler, Bir yol gibi geçilen seneler, Santim santim ölçülen seneler, Bir an misali yaşanan seneler, Hiç yaşanmamış gibi,unutulan seneler!... Çiçek tozları gibi saçılan seneler, Bir hırsız gibi kaçan seneler, Bir ayıp gibi kaçırılan seneler, Gizli işlenmiş bir günah gibi saklanan seneler!... Bir varmış,bir yokmuş seneler, Hep yalanmış,hep boşmuş seneler, Hep acıtan,hep zor seneler, Hep umduran,hep umutlandıran seneler, Hep sevdiren,hiç sevdirmeyen,sevdiremeyen seneler... İplik iplik çekilen seneler, Göz göz gözlenen seneler, Sabırsızca beklenen seneler, Umarsızca harcanan seneler, Tutarsızca savrulan seneler... Yakan,yıkan,yok eden seneler, Yapan,yaptıran var eden seneler, Esip dağıtan,atan seneler, Bitiren,kavuran yiyen seneler, Yitirilen kaybedilen,kıymetini bilmediğimiz seneler... Silen bölen parçalayan seneler, Hiç bize sormadan gelen seneler, Ve yine bize hiç sormadan giden seneler, Söndüren,güldüren,ağlatan seneler!... Hep iz bırakan seneler, Hep ses bırakan seneler, Hep yalnız bırakan,hep yoran, Hep sensiz seneler!... Hiç kavuşturmayan,hep uzaklaştıran seneler... Ve nihayet hep bizi terk eden seneler!

SENİNLE YAŞAMAK

Gel umudum ol benim,sev mutluluğum ol Dön yarınım ol benim Yaşat beni,hayata bağlayan zincirim ol! Yem yeşil bir ormanım seninle Taptaze bir gonca Dikensiz gülüm seninle Küçücük bir filizim,bir fideyim, Sev beni her şeyinle... Seninle büyürüm,sensiz ölürüm, Nisan yağmurumsun,ağustos sıcağım, Eylül serinimsin,kara kışım. Güneş gibi parlarım seninle su gibi çağlarım Sensiz kurak topraklar gibiyim Ayaz bir gecede yapayalnız ağlarım! Umut çiçeğimsin benim,uğur böceğimsin, Sayılı nefesimsin benim,artık sayamadığım şiirlerim! Boğuluyorum sensiz geçen günlerde saatlerde, Düşmanım sensiz dünyama, Düşmanım seni seven kalbime, Neden seni sevdi diye... Çok mu zor seven bir kalp bulmak, Çok mu zor seven bir kalbi sevmek, Bu kadar mı zor seni seviyorum demek, Ben seninle yaşarken; Sen beni öldürüyormuşsun demek...

SİTEM

Yalnızlık hep dostun olsun,tek dostun ben olayım, Her yalnız kaldığında ben geleyim aklına, Yalnızlık hep umudun olsun,tek umudun ben olayım, Ben yakayım içindeki umut ışığını yalnızca!... Öyle ihtiyacın olsun ki bana,beni öyle ara ki, Nereye baksan beni gör,her anında beni düşün. Aynı benim gibi! Öyle iste beni,öyle sarıl ki anılara, Gündüz canının sıkıntısından iki kutu sigara, Gece uykusuzluktan iki kutu ilaç bitir, Aynı benim gibi!... Öyle kahrol,öyle acı çek ki , Unut her şeyi,unut her şeyini,önce kendini, Yaşadığını bile unut;benim unuttuğum gibi!... Hiçbir şey gelmesin aklına benden başka, Hiçbir şey yiyeme,içeme hiçbir şey, Tek gıdan hatıraların,tek içkin göz yaşların olsun... Dünyandaki tek varlık olayım, Seni sadece ben seveyim, İste kulun,kölen olayım, İste yolunda öleyim!... Ama sen istemedin neye yarar, Sen anlamadın,sen duymadın,şimdi hep bende zarar, Bilmedin sevgimi,görmedin halimi, Sitemden de öte bu,bu sana isyan,bu verdiğim son karar!... Beklemekte anlamsız bundan sonra seveceğini, Yollarını gözlemekte anlamsız,biliyorum gelmeyeceğini, Artık sadece umuyorum beni düşüneceğini, Biliyorum,bir düşman kadar bile istemiyorsun beni!... Yıllar oldu; Ben yine sana tutkun,sana vurgun,sana sevdalı, Yine tek dostum yalnızlık, Yine bana düştü ayrılık, Yine bana küstü aydınlık, Hep karanlığım sensiz,hep karanlık!...

ÇİÇEKLER

Hangi insanın bir lilyumu varki; şu hayatta Güvenebileceği bir insanı Kim kime bir gül veriyor şimdi Aşkını anlatmak için Zamanımızın kaybolan değerlerinden biride: Alçak gönüllülük, Hani o menekşenin anlamı olan!... İnsanlarda yaşama sevincide yok artık Ne yapalım yani mor leylak mı yetiştirelim Yaşama sevincini yakalamak için. Nergis misali herkes kendine yetiyor Kimse kimseye yardım etmiyor nedense Bazen hüzün kaplıyor içimi Sümbül yaprakları gibi dökülüyorum Ne sıhhatim kaldı ne bereketim Papatyalar gibiyim her gün bir yaprak döküyorum Kamelya çiçeği gibi mağrur ama: Başı dik bir insan gibi görünüyorum!... Ne samimiyet kaldı artık ne içtenlik Artık bu duyguları çiçeklerden alıyor insanlar:Mor salkımdan Belki biraz anlayış lazım,biraz pembe lale Sımsıkı sarılıyorum hatıralara,iris çiçeği gibi Düştüm bir mazlum aşkın pençesine Gelincik gibiyim,ne açıyorum ne soluyorum Bütün bu çiçeklerde,seni arıyorum bu duygularda

BULAMIYORUUUUUUM! NERDESİN?...

İNSAN

Her gün değişik bir kişilikte uyanıyoruz aslında Her uyandığız gün, başka bir insan taşoyoruz içimizde her nasılsa Kimimiz farkında, kimimiz farkında olamadan bilinmeyen o boşlukta, Paraylada alamıyoruz geçen günlerimizi, Satanda yok zaten ne güneşte,ne ayda,nede pazarda!... Üçyüz altmış beş gün,üçyüz altmış beş ayrı kişi, Nekadar karmaşık bu insan oğlunun yaradılışı, Daha ne kadar sürecek doğanın insanla oynayışı, Hangimiz biliyoruz,hangimiz çözebiliriz bu bize göre keşmekeşi!... Hayat göğe yükselen buharda saklı, Hayat düşen yağmur damlasında gizli, Hayat uzaklarda değil; İçimizde birikti!... İnsan hata biraz,biraz yanlışlık, İnsan mecbur biraz,biraz saçmalık, Hep bundan dolayı,davranışlardaki tutarsızlık, İçinde kemiriyor onu;bu baş edemediği yalnızlık!... Saldırıyor,en son kalesine bile, Vuruyor,acımasızca vuruyor kendi benliğine, Gözü görmüyor, başlıyor en soğuk isyanlara, Sonradan anlıyor yenilmiş,kendi kendine!...

İSYANIM

İsyanım kıskançlığıma, İsyanım utangaçlığıma, İsyanım yüreğime hep imkansızı isteyen şu kalbime… Senin hasretine isyanım sana duyduğum özleme, Kendime benliğime isyanım isyanım beni sevemediğine… Tek yapabildiğim isyan, Tek tutabildiğim tek tutunabildiğim sen, Tek açlığım senin sevgin,tek susuzluğum sen!... Ben asi değildim senden önce, Karşıysam şimdi kendime bile, Bir bak kendine bence, Biraz haklı değimliyim sence…

KAR YAĞIYOR HAYALLERİME

Bu gün şehir soğuk aşkım, Bu gün kar yağıyor İstanbul'a Bu gün erittim bütün ümitlerimi sana dair ne varsa, Bu gün tükettim bütün umutlarımı sevgiye dair, Ben daha büyüktü oysa devasa… Bu gün anladım aşkım beni sevmeyeceğini, Her şeyin bittiğini bana dair, Her şeyin sonuna geldiğimi! İşte bu yüzden belki esen rüzgar dan daha soğuk odam, İşte bu yüzden dışarıdaki havadan daha soğuk içim, İşte bu yüzden her düşen kar tanesin den daha çok kanıyor yüreğim, İşte bu yüzden bu gürültülü ve kalabalık yalnızlığım… İçimde vücudum da her yerimde uğulduyorsun, Kanıma işlemiş bir zehir gibisin sen, Bütün damarlarımda dolaşıyorsun, Ver artık şu panzehirini ver ne olur, Neden beni uğraştırıyor kıvrandırıyorsun bu acıyla, Dermansız derdim beni göz göre öldürüyorsun… Katillerin en güzelisin sen katilim, En masumu en sempatiği, Mezar taşımı çoktan yaptırdım, Sevilmeden ölen biri daha gitti yazdırdım, Bana mezarımı ellerimle kazdırdın! Sen yaratmadın ama sen öldürdün, Bir yudum sevgiyi bana çok gördün, Ben ölüyorken sen yüzüme güldün, Ben seviyorken sen hep beni üzdün…

ŞİİRLER

Olgunlaşmamış duygular var içimde yüreğimde, Ard arda getirip kuramadığım cümleler var, Yan yana sıralayıp dizemediğim kelimeler, Hatırlayamadığım yorumlayamadığım anlar,rüyalar var… Sanki uzaklarda bir yıldız gibi bir an parlayıp görünen, Sonrada hiç yokmuş gibi kaybolup giden hisler var, Anlatamadığım, söyleyemediğim düşünceler var, Hayallerim sevdalarım hüzünlerim var… Bir an aklıma gelip unuttuğum şiirler var, Söyleyemediğim söylemeye korktuğum şiirler, İçimde bir rüzgar gibi esen şiirler, Ne yazık ki yine bana alınan küsen şiirler… Şiir yakamozdur bir görünür bir kaybolur akılda, Eğer varsa yaşanıyorsa bir şeyler bu uğurda, Duygularını senin ifade ederde, Anlatamazsın ona sen;ne yazsan da!.. Kanayan kalbin sessiz tercümanıdır şiirler, Eriyen bedenin ağlayan tanığı, Ruhuna işlemiş bir sevdanın yoldaşıdır şiirler, Yalnızlıkların en sadık dostu… Sevgiliye mektuptur şiir, Vatana sılaya hasrettir, Uyanıkken gördüğün rüyadır şiir, Gerçekleşeceğine inandığın,gerçek olan hayaldir!.. Şiir gecedir şiir gündüz, Şiir bir bilmecedir hep sendedir güz, Tükenmişse tüm kelimeler sen yinede yaz, Kelimeye ne hacet senin içinde zaten çalınıyordur saz… Şiir sevdayı anlatır şiir ayrılığı, Şiir doğayı anlatır şiir yalnızlığı, Şiir dünyanı anlatır şiir aydınlığı, Şiir seni anlatır senin acılarını!... Mutluluk şiir yazdırır insana mutsuzluk yazdırır, Aşk şiir yazdırır insana en güzelini sevda yazdırır, Yalnızlık şiir yazdırır insana umutsuzluk yazdırır, Hasret şiir yazdırır insana özlem yazdırır, En karanlık en koyu en puslu en soğuk gece, En güzel şiir yazma zamanıdır!...

VAR MISIN?

Yolda giderken arabanın camından baktığımda, Bir an gelip geçen manzarasın sen, Akıp giden yolsun uzaklarda gördüğüm ormansın köysün, Havada uçan tanıyamadığım kuşlarsın, Bakıp göremediğim uzaktan seçemediğim, Yaklaştıkça yolunu kaybettiğim şehirsin bende… Sana ulaşmak için çıktım bu yola, Her geçen metrede yaklaşıyorum sandım sana, Tam geldim kavuştum buldum diye sevindiğimde, Ne sen varsın nede senden bir iz sadece bir vaha… Ayak izlerinde yoktu rüzgar götürmüştü, Beni bul diye bıraktığın gülü yağmur soldurmuştu, Gömmüştü toprağa dağıtmıştı, Yanıma aldığım bir yudum suyu da güneş ısıtmıştı, Buhar olmuştu senin gibi eritmişti!.. Sen şelalesin bense altında ki bir taş, Bana üzerime dökülüyorsun ama neden çatlıyorum susuzluk tan, Deli gibi akıyorsun çağlıyorsun soğuk soğuk serin serin, Peki neden kuruyorum kırılıyorum, Akmıyorsun içime ufalandım çoktan… Sen ezberleyemediğim şiirimsin benim, Hatırlayamadığım dünlerim, Sen yazamadığım kelimemsin benim, Tutamadığım kalemim… Bir hayalsin bende bir ideal, Bir alışkanlıksın bende bir tutku bir saplantı, Bir talepsin bende karşılayamadığım, Bir çocuksun içimde büyütemediğim! Kimselere açamadığım sırrımsın sen, Kanayıp durduramadığım yaramsın, Gözlerime ışık veren nursun, Bedenime hayat veren cansın… Neden yoksun niye kayıpsın, Seviyorsan söylemek niçin ayıp olsun, Mutluluğu istemek özlemek mutluluğu neden bu kadar zor, İzin ver bu sevda da bende yaşanmış kalsın! Titreyen ellerimle belki son şiirim bu sana yazdığım, Belki son kez dalmışımdır sana ağlayan gözlerimle, Ve her damlayan yaşta hissediyorum eksildiğimi, Yokluğumda anlarsın seni nasıl sevdiğimi, Ben gitmişimdir seninle…

YANLIZLIK SENFONİSİ

Gördüklerin şaşırtmıyorsa artık, Duydukların hissettirmiyorsa bir şey, Sen farkında olmadan her yaptığın aynıysa, Yaşamak adına her günün bir birinin benzeriyse, Yıllar önce koyduğun bir kalem hala aynı yerdeyse, Ve hiç kullanılmamışsa… Senin düşündüklerin yine sende yankılanıyorsa, Senin bildiklerini sadece sen biliyorsan, Gündüzünde gecen gibi soğuk ve karanlıksa, Yatağında sağından soluna dönüyorsan, Üşüyerek titreyerek ya da kendi nefesinden bile ürkerek, Düşüncelerinde duyduğun o sesten korkarak… Kaçışın başlamıştır artık sessizlik sarmıştır her tarafını, Kendi sakinliğinden korkarsın bir an, Yaşadığını ve ya öldüğünü anlayamazsın belki, Anlam veremezsin bir duvar bile olamadığına, Hayatta dört duvarlı bir oda bile! Pusu kurmuşsa yalnızlık sesi durmuşsa artık hayatının, Üzerine dikilen bir çift göz seni takip ediyorsa, Her nefesinde başında acıların nöbet tutuyorsa, Ve sen kaderim deyip bekliyorsan, Üstüne geliyorsa ve korkmuyorsan, Kulaklarında çınlıyorsa inliyorsa, Senin dinlemek istemediğin fakat Dinlemek zorunda bırakıldığın yalnızlık senfonisi… Senin bu duyduğum ses senin çaldığın seninki, Daha önce hiç duymadım daha önce hiç dinlemedim sanki Bu yaşadığım duygular bu duyduğum sesler hepsi, Hep seni hatırlatıyor ne ilk ne son ne var ki! Sana konduğunda beri şu gönlüm ben hep böyle, Sana kaydığından beri sana yazıldığından beri, Seni sevdim seveli bu çocuk böyle, Seni gördüğümden beri… Biliyorum bitmeyecek bu senfoni bitiremem, Yaşadıkça bu beden seni sevdiğimi sana söyleyemem, Yanıldım ama yolu yarıladım, Artık ne başa dönebilirim ne de sona gelemem… Çıkmak mı hata bu yola çıkamamak mı? Sevmek mi hata seni sevmemek mi? Düşünmek mi hata seni ya da seninle yalnız kalmak mı? Yaşamak mı hata böyle yoksa ölmek mi? Hata ise en büyük hatamdır bu yaptığım, Değilse peki ne bu benim yaşadığım, Sevgi değilse nedir bu sana duyduğum sevgi sandığım, Neden söyle neden bu yalnızlığım… Canım sevdim senden sonra günleri saymıyorum Çünkü hep aynı, Senden sonra ben,ben olamıyorum, Çünkü ben bittim kayboldum yittim gayrı!

ZOR

Seni sevmek değil sevmediğini bilmek zor, Sana olan sevgimi taşımak değil kaldıramamak zor, Sevgini hissetmek değil hasretini çekmek zor, Gülmeyi unutmak değil aşkım ağlamaya alışmak zor… Yaşamak ya da ölmek değil özleyip de görememek zor, Senin yanında olmak değil bir an olsun dokunamamak zor, Gözlerine dalamamak zor yüzüne bakamamak karşındayken, Seni istemek değil isteyip de kavuşamamak zor… Seni sevmem hata değil bile bile yanılmak zor, Alev alev yanmak değil hiç sönmeyeceğini bilmek zor, Seninle yalnız kalmak değil, Düşüncelere dalıp aklıma hakim olamamak zor, Sahip çıkmak zor aklıma delirmemek zor! Seni unutmak değil sevdiğim açan güllerimi kurutmak zor, Seni sayıklamak değil vazgeçememek zor, Tükenmek zor değil uğrunda senin gözünün önünde erimek zor… Seni hayal etmek değil gerçekleşmeyeceğini anlamak zor, Seninle konuşmak değil sesini dinlemek zor, Sana aşık olmak değil aşkımı sana söyleyememek zor, Her şeye tamamda güzelim göre göre terk edilmek zor, Bağıra bağıra ayrılmak… Seni seni sevmeyi hak etmeyen biriyle görmek zor, Seni sevmeyen seviyorum gibi gösteren birinin kollarında bilmek zor, Seni hak etmek değil hak etmediğini sezmek zor, Yorulmak değil yolunda dayanamamak zor, Sana yabancı olmak zor! Seni sevmek hayattı bana seni sevmek mana, Seni sevmek hiç bitmeyeceğini bildiğim eziyet bana, Seni sevmek zulüm, Seni sevmek işkence bana seni sevmek kahır, Bu sevdam ben toprak olduktan sonrada bedenimde kalır…

KÖRDÜĞÜM

Yine sardı o beyaz örtü çatıları, Hani kar dedikleri, Kar gibi yağıyor hayallerime, Biten sevdamın çoktan kaybolan umutları… Taşıyamıyorum artık bu karamsarlıkları, Sessiz yalnızlıkları, Soğuk pişmanlıkları, Ve binlerce parçaya bölünen bu kalbi… Eriyen kar taneleri gibi, Savurdum sevgileri sevenleri, Sokaktan taş toplar gibi sanki, Topladım bütün dertleri… Hasret değil bu sandığım, Sevgin değil bu başladığım, Su gibi akan ömrümde, Ne ilk ne son sevda bu gördüğüm, Bu kalbime gömdüğüm, Alev alev yanıp söndüğüm, Sadece aşkın yüreğime eziyetiymiş, Bu açılmaz kördüğüm, Bu aşılmaz kördüğüm…

PİŞMANIM

Kurulmuş bir saat gibi sanki hayat, Sanki duran yeniden kurulmayı bekleyen bir saat, Akmayan sular kesilen elektrik gibi gaz gibi, Sanki hiç gelmeyeceklermiş gibi sanki hayattaki son bir saat… Yenemediğim ama yenilmediğim, Sevemediğim ve sevilmediğim, Yaşayamadığım ve yaşatmadığım, Gülemediğim hep ağladığım hayat! Sevgilerim saklı sevdiklerim kaçak, Bendeki hayallere yetişemez hiçbir uçak, Dünya yorgun yıllar yılgın ben yıkık, Artık kalbim bölük pörçük ruhum salkım saçak… Bana mı inat geçiyor yıllar bu kadar çabuk, Yoksa sana mı nispet, Bana mı yılların bu garezi neden ne kadar çok, Sadece sevdim insafsız sana bu tabut! Hayat artık bir nefesten ibaret bana, Yalnızca seviyorum seni kana kana, Sayıyorum simdi nefesimi sanki sayısını bilirmiş gibi, Her geçen gün mutluluk her tükenen nefes kurtuluş bana… Neden bitmiyor günlerim niçin yetmiyorum ölmeye, Senden sonra çoktan hazırım ben göçmeye, Sevmedin ya bilmedin ya görmedin ya sevgimi, Gel sen vur al götür istediğin yere! Pişmanım doğduğuma pişmanım yaşadığıma, Pişmanım beni seversin diye yılları saydığıma, Pişmanım her biten yılın sonuna geldiğime, Pişmanım seni sevdiğime artık neden ölemediğime…

SENİN İÇİN

Senin için ölmek vardı aşkım, Şimdi bu gün bu saatte, Fakat borcum var hayata borcum yaşamaktır, Senden başka gördüğüm yüzlerin hepsi sahte… Senin için gitmek vardı aşkım, Şimdi şu kapıya yanaşan otobüsle, Fakat sözüm var kardeşime, Sen gelene kadar gitmeyeceğim diye… Senin için gelmek vardı aşkım, Şimdi senin yanında olmak vardı, Fakat işim var sözde, Yalan biliyorsun utancımdan işte… Senin için senin için senin için, Yaşıyorsam da senin için ölüyorsam da senin için, Yanıyorum aşkım kanıyorum için için, Sen bu defteri kapatsan da kapattırsan da, Bu akan gözyaşlarımın hepsi kavuşamayan bizim için…

SEVEBİLİR MİYİM?

Yoruldum bir gölgenin peşinden koşmaktan, Senin olduğunu bilsem durur muyum? Yoruldum her gece rüyanı görmekten, Gerçekleşeceğini anlasam uyanır mıyım? Yoruldum bu sevdanın yamalarını sarmaktan, Seveceğini sezsem bırakır mıyım? Yoruldum seni sensiz yaşamaktan, Yanımda hissetsem seni böyle ağlar mıyım? Alındım kendi yüreğime, Yoksa bu kadar yalnız kalır mıyım? Küstüm canım darıldım bana, Bu kadar severken vazgeçer miyim? Söyle aşkım bu yaptığın yakışıyor mu sana! Ya da ben yakıştırabilir miyim? anla… Beni kendime barıştırabilir miyim? Sessizliğin bittiği yerde sen başlıyorsun, Karanlığın bittiği yerde sen, Yalnızlığın bittiği yerde sen başlıyorsun, Kavgalarımın başladığı yerde sen, Cevap ver ne olur seni sevebilir miyim?

SEVGİ DEDİĞİN

Sevgi dediğin bir taş parçası sanki Eline aldığın çekiçle vurup üzerine, Kırabildiğin her parçasını, Dağıtıyorsun veriyorsun istediğine… Ama nereden bileceksin almayacağını, Ya da nereden bileceksin sen verdikten sonra; Arkanı dönüp giderken sırtına atacağını, Hiç ummadığın şeyin başına geleceğini, En sevdiklerinin seni; Senin sevginle yanıltacağını… Sevgi dediğin içinde çağlayan bir pınar sanki Coşkuyla çağlayışı hiç bitmez zannedersin önce, Bir bakarsın sonra senin kudurttuğun o şelale, Senen habersiz kurumuş sessizce… Taşta kalmadı kırmaktan, Kırıp dağıtmaktan, Güçte kalmadı kollarımda taşlara vurmaktan, Yokum artık ben etrafta hiç taş kalmadığından… Pınarda yok akmıyor, Çağlayanda yok gürüldemiyor, Sevmeyeceğim artık ben, Gönül sevdiğinde vazgeçemiyor unutamıyor… Sevgi dediğin koskoca bir keder, Yalnız kaldıkça sen içinde büyüyen üzüntü, Üzüntünün taşıdığı hüzün, Ve hüznün artıkları karamsarlık sadece…

SU

Yasaklanmışsa artık içmeler her yudumu günahsa, En az içmek kadar yasaksa sevmeler, Her gördüğün namahremse, Ve bir hesap sorma başlamışsa içten içe, Sarmışsa bu sevme korkusu benliğini, Aldatmışsa senin sandığın kalp seni, Kaldıramıyorsa artık bu kadarını, Durduramıyorsan duygularını, Engel tanımıyorsa kalp dediğin o cam parçası, Hak etmediğini bile bile yalnız kalmışsan hiç sebepsiz, Hep kaçıyorsan kuytulara, Hep saklanıyorsan köşelere sahipsiz, Meğer yok sandığın varsa taş sandığın kanıyorsa, Göz göre göre batıyorsa sevdanın dikenleri, Ya en kötüsü olurda böyle yaşarsa… İsyan başlar artık bu yasaklara, Kendi kendine sessizlik başlar, Küsersin darılırsın bu sana yalanlara, Yavaş yavaş bir mutsuzluk başlar1 Sevmek sevmek fakat neyi, Unuttum artık hem sevmeyi hem içmeyi, Sorguluyorsan bu dünyaya neden geldiğini, Soğuyorsun çekiyorsun elini eteğini… Bir gün kana kana su içebilecek mi bu beden, Tutacak mı bir gülün o dikenli gövdesini, O dikenin batmasına çoktan razıyken, Bir gün görecek mi bu gözler yanında en sevdiğini, Saracak mı bu kollar yar dediğini… Yansam tutuşsam kül olsam keşke hiç su dökmeseler, Kurusam çatlasam kurak topraklar gibi hiç su vermeseler, Bütün suyumu alsalar da bu bedenden keşke sevseler… Gemi yüzer mi hiç denizsiz, Araba gider mi hiç yolsuz, Böyle su çekilir mi hiç bedenden böyle kurutulur mu? Bu değirmen döner mi hiç sevgisiz!

YAĞMURUN GÖLGESİ

Esen rüzgara kaptırdım hayallerimi, Nereye düştüğü bilinmeyen yağmur damlalarına, Nerede bu yağmurun gölgesi, Serinlemek isteğiydi bu sevgili anla… Her yağmur damlası düştüğünde üzerime, Ezilirim büzülürüm ağlarım, Her yağmur damlası değdiğinde tenime, Üzülürüm süzülürüm bu yüreği dağlarım… Çünkü sen yağmurdaydın, Sen düşerken toprağa beni de aldın, Üzerime döküldün sanki de, Neden elimin altından bilinmezlere kaydın… Çünkü sen rüzgardaydın, Sen eserken yanımdan yamacımdan, Beni ıskaladın, Nereye gidiyorsun böyle acele, Hayallerimin adresini veremeden kaçtın… Yağmurun gölgesi serin değil, Güneşin gölgesi derin, Benim gölgem senin değil, Ayın gölgesi soğuk, Biliyorum seninki ise şimdi çok sıcak, Rüzgarın ki ise hepten kaçak, Bir tek seninki kaldı sana bu muhtaç yumurcak… Esirgiyorsan gölgeni bile, Beni öldür de bari sen ne dilersen dile!

YAZIK

Canımın bittiği yerdeyim sanki Ömrümün tükendiği yerde, Hiçbir şey istemez mi insan yaşamak adına, Hiçbir şey istemiyorum işte ana… Ne yemek yemek istiyorum nede yattığım yataktan kalkmak, Ne televizyon izlemek istiyorum nede kitap okumak, Ne müzik dinlemek istiyorum nede ders yapmak, Ne şiir yazmak istiyorum nede bilgisayarda oynamak, Düşünebiliyor musunuz? Su bile içmek istemiyorum, Artık sevmek bile… Şu iki satırı yazarken öyle ağrıyor ki elim, Bedenim öyle sancıyor ki, Başım bir taş kadar ağır, Ruhum bedenimden çoktan ayrılmış, Kalbim öyle hızlı atıyor ki, Uyandığımdan beri burnum kanıyor, Moralim öyle bozuk ki… O kadar çok üşüyorum ki tenim bembeyaz, Tırnaklarım mosmor, Ateşimden gözlerim kan çanağı, Soluduğum nefesim alev alev… Aldığım tattığım bunca zevk nerede, Zevklerim kayıp sen kayıp sende, Sağlığım kayıp ben kayıp, Dertlerim artık hayal oldu bir yerlerde… Hayat durdu akmıyor artık, Dertler de kalmadı gelmekten yormuyor artık, Vazgeçti bu can senden de yaşamaktan da, İstemiyor artık… Bu can böylemi çıkacaktı, Bir insan böylemi yanacaktı, Bu sevdam böyle bitecekti, Bir adam böylemi ölecekti, Yazık çok yazık…

SANA İLK...

Bittiği yerde başlıyor umutlar aynı yollar gibi, Bittiği yerde başlıyor hayaller aynı günler gibi, Bittiği yerde başlıyor hayatlar aynı aşklar gibi, Bittiği yerde başlıyor hevesler tıpkı duygular gibi, Ağlamak gülmek gibi… Biten her şey öğretiyor başlayanlar ise umut, Sanki bir döngü bu sanki bir yazgı somut, Bitince bir hayat üzülürsün doğunca başlayınca sevinirsin, Belki de bunun içindir bu yolculuk bu anlatılamayan soyut… Ömür dediğin bir gün ve gece, Birbirini izliyor delice, Farkında değil kimse yaşıyor öylece, Ve kapını çalıyor ölüm sessizce… Daha çok erkendir oysa daha çok gençtir, Ne yaşamıştır ki daha ne görmüştür, Henüz hazır değildir buna ama çoktan ölüm gelmiştir, Bir hırsa yapışmıştır fakat artık sönmüştür söndürülmüştür! İşte böyle hayat ne yapılabilir gökmen söyle, Sürüp giden bu düzen değiştirilebilir mi sence, Olmasaydı yüreğinde bu işkence, Belki daha güzel olurdu yapmaya çalıştığın; Bu rol bu gülmece… Geçip giden yıllara diyorum geçip giden günlere, Geçip giden aşklara diyorum geçip giden umutlara, Geçip giden hayallere diyorum kim bilir belki bir gün bir yerde… Buluşuruz konuşuruz kavuşuruz tanışırız, Küsmüşsek bile barışırız! Gelmeler gitmek için bitmeler başlamak, Ne kadar zor böyle yaşamak…

KARANLIK MI?

Yaşadıklarımın aynadaki görüntüsüdür bu yazdığım şiirler, Aynama yansıyan benim öteki yüzümdür, Kimselere gösteremediğim hüznümdür… Seni söyler hep şiirler bana, Şiirler hayatımın iz düşümüdür, Karanlığıma yansıyan ışığımdır senden yana Karanlığımı yaran ışığındı… Işıklarım sana yanar sana parlar bütün ışıklar, Sen varsan aydınlığıma çağlar, Yoksa ben zaten karanlığa alışığımdır, Sevgili çoktan karışığımdır… Karanlık mı yalnızlık mı sensizlik mi? Karanlık hep vardı, Yalnızlık hiç eksik olmadı, Sensizlik işte en çok bu yaraladı… Karanlığıma yazdım şiir ışığım oldu, Yalnızlığıma yazdım şiir arkadaşım oldu, Sensizliğime sana yazdım şiir; En acı hatıram en kanlı yaşım oldu… Yani sevdiğim; Bir tek sana erişemedim şiirlerimle, Bir tek sana yetişemedim, Bir de şu kalbime söz geçiremedim, Yazma dur artık diye… Yazmasam yaşayamam, Yazmasam bu sevdamı taşıyamam!

Sevgili Gökmene

Aramızdan ayrılışının üzerinden 15 yıldan fazla zaman geçti ama seninle ilgili anılarımı, diyaliz.net hakkındaki ve şiirlerin hakkındaki sohbetlerimizi hiç bir zaman unutmadım.

Yüce Mevlam mekanını cennet eylesin.

Nur içinde yat sevgili Gökmenim.

Dr.Ahmet Hamdi Erkal

Etiketler:

Kategoriler
Öne Çıkanlar

Sevgili Gökmen Mutlu'nun yazdığı ve sizlerle paylaşmak istediği şiirler...

Sevgili Derya'nın sizler için seçtiği fıkralara bu bölümden ulaşabilirsiniz....

HOŞGELDİNİZ

Sitemiz sizleri hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek nakli hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.

Uzm.Dr.Ahmet Hamdi Erkal

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

​Bence sık olarak kullandığımız ancak çok kullanıldığı için çağrışım gücü azalmış bazı sözcüklerin anlamını zaman zaman durup derinliğine bir kez daha düşünmemiz gerekir. Bu sözcüklerden bir de "Bilgi Çağı" dır... DEVAMI

Prof.Dr Alper Demirbaş

Ülkemizde 2005 yılı sonu itibarıyla kırk bin civarında kronik böbrek hastası bulunduğu tahmin ediliyor.... DEVAMI

Please reload

© 2004 - 2017 by diyaliz.net